Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 25 Temmuz 2021, Pazar

PEYGAMBER SEVGİSİ

24 Ekim 2016
994 kez görüntülendi

PEYGAMBER SEVGİSİ
Reklam
İnsanlar fıtrat itibariyle belli şeylere sevgi ve muhabbet beslerler. Kimi ; dünyayı daha çok sever, kimi ahireti. Kimine göre ev, araba vb. nimetler çok önem arz eder, kimine göre ise Allah ve Rasûlü’nün sevgisi her şeyin üstündedir. Zira Allah ve Rasûlünü sevmek her müslüman için imanın gereğidir. Peygamber sevgisi bizi Allah sevgisine götürür. Onun için peygamber sevgisi ayrıca önem arzeder.
    Hz. Rasûlullah bu hususu şu ifadeleriyle dile getiriyor: -“Sizden biriniz beni annesinden-babasından, çoluk çocugundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz.”(Buhari, iman 2/8)
    O’nu seven Ashab-ı Kiram, malını ve canını ortaya koymuştur; canımız, anamız-babamız sana fedâ olsun ya Rasulallah diyerek. Hz. Ebû Bekir sevdi peygamberini malının tamamını O’nun yoluna vererek. Hz. Ali sevdi peygamberini hicret gecesi yatağına girerek. Ay sevdi peygamberini ikiye bölünerek, örümcek sevdi peygamberini mağaranın önünü örerek…
    O’nu seven, ona gönülden aşık olanlar: -“Gül yüzünü rüyamızda görelim ya Rasulallah” diyerek, -“Hak nasip eylesin görsem yüzünü, Ya Muhammed canım arzular seni” diye muhabbetlerini dillendirerek sevgilerini izhar ediyorlardı, Yunus Emre, Hoca Ahmet Yesevi gibi. O Ahmet Yesevî ki, 63 yaşına gelince Ömrünün sonuna kadar toprak altında kendi için yapılan yerde yaşıyor, benim peygamberim 63’ten sonra toprak üstünde yaşamadı diyor ve o da O’nun gibi toprak altına giriyor, onunla aynîleşiyor. Peygamberini, delicesine böyle seven gönül dostlarını da Allah seviyor ve sevdiriyor inanan kullarına.
    O’nun vefatından sonra Hz. Bilal-i  Habeşi Şam’a hicret ediyor. Zira Medine sokaklarında nereye baksa onu görüyor, daha doğrusu hep onu hissediyor ve kokusunu alıyordu. Bu hasret ise onu içten içe kavuruyordu.
    Şairlerin Sultanı olarak kabul edilen şair Nâbi bir gün tren yolculuğu ile Medineyi Münevvereye varır, uzaktan yeşil kubbeyi görünce, o esnada yol yorgunluğundan bacaklarını uzatmış vaziyette olan kişeye “Sakın terki edepten kuy-i mahbubu hudadır bu, nazargahı ilahi makamı Mustafa’dır bu.” Diyerek ona olan sevgisini dillendiriyordu.
   Osmanlı padişahlarından Yavuz Sultan Selim Hân, cennet mekan, Mısırı fethedip kutsal emanetleri İstanbula getirince Topkapı sarayında kutsal emanetlerin bulunduğu odada, ” yedi gün, yirmi dört saat kur’an okuna, kırk Hafız belirlene, kırkıncısıda Yavuz Sultan Selim ola.” der ve oda peygamberlerine olan sevgisini böyle ispat etmeye çalışır.
    Ecdadımız Hz. Rasulullah’a sevgisinden dolayi genelde çocuklarına Ahmet, Mehmet diye sesleniyordu, kızlarına ise Ayşe, Emine, Fatıma diye. Askere gönderdiği erine Mehmetçik diyordu ecdadımız, asker ocağınada peygamber ocağı.
   O’nu sevmek islamı sevmektir, dini, din kardeşini sevmektir. O’nu sevmek namazı sevmek, ticaretinde dürüst olmaktır. O’nu sevmek merhametli, affedici, hoşgörülü, güzel ahlaklı olmaktır. O’nu sevmek Müslümanın derdi ile dertlenmektir. O’nu sevmek kısaca O’na layık bir ümmet olmaktır.
    Hz. Ebû Bekir, Yunus Emre, şair Nâbi ve Hoca Ahmed Yesevi gibi daha niceleri, işte bu sevgiyle tarihe mal olmuşlardır. Ebû cehil, Ebû Lehep gibi O’na düşman olanlar ise nesilleri kurumuş ve hep lânet ile anılmışlardır.
    O’nu sevmek O’nun Sünnetine tabi olmaktır. Kim onun Sünnetine ittiba ederse O’nu sevmiş olur. Herkimde O’nu severse bi-iznillahi Teâlâ cennette O’nunla beraber olur vesselam.
                                    Sadık Kösterelioğlu
beğen(1)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz