Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 07 Aralık 2021, Salı

Ezan

23 Kasım 2021
41 kez okundu

HİCRETİN BİRİNCİ SENESİ

Rabıul Ahır ayında Ensardan Abdullah b. Zeyd b. Sa’lebenin gördüğü rüya ile ezan bu günkü şekli ile başladı. Ezanı ilk Bilali Habeşi okudu.
Bunu duyan başta Ömer ra olmak üzere bir çok sahabe aynı gece aynı rüyayı gördüklerini söylediler.
Buda İslamın rüyaya verdiği önemi anlamak bakımından önemli bir delildir.
İslam Tarihi s.555/556
Yani: Efendimiz sas in medineye varışından yaklaşık bir ay sonra bu olay gerçekleşmiştir.

Namaza çağrıdaki aşamalar ( EZAN )

Namaz ibadeti farz olmadan önce ve çeşitli vakitlerle farz kılındıktan sonrada, beş vakit olarak farz kılındıktan sonrada hicretten sonraya kadar cemaat toplamak için ilan yapmak mümkün değildi bu sebeble namaza çağrı yolları düşünülmedi. Mekkede her müslüman vakitleri kendi bilir ve ibadetini gizli yapardı.
Hicretten önceki dönemi iki bölüme ayıra biliriz.
1 ) Vakitli olarak namaz farz kılınmadığı ve inen ayetler genelde namaz halinde okunduğu için vakit ilanına ve cemaat olmaya ihtiyaç yoktu. Ayrıca davetin gizli, ibadetlerin gizli yapıldığı dönemdi.
2 ) İlk farz kılınan vakitli namaz gece namazıdır. Bu konu müddessir suresinin başında anlatılır. Bu namazın bir yıl ile on arası sürdüğü rivayet edilir. Aynı suresinin son ayeti ile gece namazı kaldırıldı ve günde iki vakit namaz farz kılındı. Bu vakitli namazlarda da ezanla cemaat toplanmak yoktu. Çünkü davetin gizli olup ibadetlerinde gizli yapıldığı ve müşriklerin zulmünün müslümanlara arttığı bir dönemdi. Miraca kadar günde iki vakit sabah akşam ikişer rekat namaz kılınıyordu. Miraçta bu vakitler beşe yükseldi. Yine mekke dönemi davetin gizli dönemi olması hasebiyle vakit ilanı ve açıktan ibadet mümkün değildi.
Ancak Rasulüllah sas den önce hicret eden sahabeler, ilk öğretmen davetçi Musab ra ve ensardan müslümanlar her mahallede mescidler oluşturmuşlar beş vakit namazı medinede dokuz mescidde kılıyorlar ve cumayıda kubada Musab ra ve Esad bin Zürare ra imamlığında eda ediyorlar idi. Bu hal üzere Efendimiz sas’le hicret tamam olana kadar devam etti. Efendimiz sas hicret ettiğinde medinede dokuz mescid vardı onuncu kuba takva mescidi, on birinci ise Mescidi Nebevi olmuştur.
Hicretten sonra, müslümanlar rahatlayıp islam devletinin temelleri atılınca, medinede mescidlerde cemaatle namaz kılınıp Mescidi nebevide inşa edilince müslümanların namaz vakitlerini halka duyurup namaz için mescidde toplanmaları için ilana ihtiyac duydular.
3.1 ) Ömer ra ın teklifi üzere ki o teklif “Dellallar olsun ve vakit gelince sokaklarda haydin namaza diye insanları çağırsınlar.”
Bu görüşle bir süre amel edildi ancak yeterli olmadığı görülünce istişareye toplanıldı.
Rasullüllah sas, sahabeyi toplayarak bu konuyu istişare etti ve teklifleri dinledi. Bir karar alınamadan toplantıdan dağıldılar.
Gelen teklifler arasında şunlar vardı
3.2 ) Siren sesi gibi boynuz üfleyelim,
3.3 ) Ateş yakalım,
3.4 ) Çan çalalım,
3.5 ) Her vakitte bir sancak açalım,

3.6 ) Ezanın rüyada görülmesi ve bugünkü okunan ezanın kemale ermesi:
6 a ) İstişareden sonuç alınamadan dağıldıkları için her kez üzgün ve kederli idi. Bu düşünceyle yatan sahabelerden bir çoğu o gece aynı rüyayı gördüler, bunlardan Abdullâh bin Zeyd ra üzgün ve kederli olarak oradan ayrılanlardan idi ve çok dalgın düşünüyordu. Uyku ile uyanıklık arasında iken kendisine ezân-ı Muhammedî lutfedildi. Hemen Resûlullah’ın yanına giderek:
“Ben uyku ile uyanıklık arasında iken biri gelip bana ezânı öğretti.” dedi.
Ömer ra de aynı rüyâyı görmüştü… Bunun üzerine Allâh Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem:
“Ey Bilâl kalk ve Abdullâh bin Zeyd’in söylediklerini tatbîk et!” buyurdu.
Bilâl ra da Abdullâh ra’ın söylediklerini aynen tatbîk etti ve ezân okudu.
(Ebû Dâvûd, Salât, 27/498)
21:04

Bir diğer rivayette şöyle anlatılır bu olay:
Peygamber Efendimiz sas bu tekliflerin hiçbirini beğenmedi. O sırada Ömer ra söz aldı ve:
Ya Resûlâllah! Halkı namaza çağırmak için neden bir adam göndermiyorsunuz?” dedi. Resûl-i Ekrem o anda Ömer ra’in teklifini uygun gördü ve Bilâl ra’e:
Kalk ya Bilâl, namaz için seslen,” diye emir verdi. Bunun üzerine Bilâl ra bir müddet Medine sokaklarında:
“Es-Salâh, es-Salâh (Buyrun namaza, buyrun namaza)” diye seslenerek Müslümanları namaza çağırmaya başladı.
Fakat bu şekil de yeterli değildi. Aradan fazla bir zaman geçmeden, Ashabdan Abdullah bin Zeyd bir rüya gördü. Rüyasında bugünkü ezan şekli kendisine öğretiliyordu. Kendisi şöyle anlatır:
“Uyku ile uyanıklık arasında bana biri geldi. Üzerinde iki yeşil elbise vardı. Bir duvar parçası üzerine çıktı. Elinde bir nâkus (çan) vardı.
“Bunu bana satar mısın?” dedim.
“Ne yapacaksın?” dedi.
“Namaz vaktinde çalarız” dedim.
Ben sana daha hayırlısını öğretsem olmaz mı? dedi.
Hayhay olur, dedim.
Kıbleye karşı durdu ve Allahu Ekber, Allahu Ekber… diye başlıyarak ezanı tamamen okudu. Ve sonra biraz durarak ezan kelimelerini bir daha okuyup sonuna doğru 2 kere de kad kâmetis-salâh dedi, yani ikâmet getirdi.” Abdullah ra sabaha çıkar çıkmaz sevinç içinde gelip bu rüyâsını Peygamber sas Efendimize anlattı.
Resûl-i Ekrem:
İnşâalah bu sâdık bir rüyâdır,” buyurarak, bu dâvet şeklini tasvip etti.
Abdullah ra, Resûl-i Ekremin sas emriyle rüyâsında gördüğü ezan şeklini Bilâl ra’a öğretti. Bilâl ra yüksek ve gür sadasiyle Medine ufuklarını ezan sesleriyle çınlatmaya başladı. Medine ufuklarının ezan sesleri ile çınladığını duyan Ömer ra heyecan içinde evinden çıkarak eteklerini toplamış aceleci bir halde Resûl-i Ekremin sas huzuruna vardı. Durumu öğrenince,
Ya Resûlâllah! sas Seni hak din ile gönderen Allaha yemîn ederim ki, Abdullah ra’ın gördüğünün aynısını ben de görmüştüm fakat anlatmada o beni geçti” dedi.
Bu olay hicretin birinci yılı rabıul-Ahır ayında gerçekleşti. Bilal Habeşi ra, Efendimiz sas in, mescidi nebevinin ve dahi kabenin ilk ezan okuyanı ve ilk müezzini oldu.

Muaz İbni Cebel ra ve Ali ra dan rivayet edildi.
Kaynakçalar:
Şerhu müsnedi Ebi Hanife Molla Aliyyil-Kâri 343,
Süneni Daregutnî 1/534,
Ahmet bin Hambel 22027,
İbni Huzeyme 381,
Ahkamül-Kebiyr 1/26
Peygamberimiz sas iki kişinin aynı şeyi görmesinden dolayı Allaha hamd etti. O gece ashaptan 7 zâtın daha aynı rü`yayı görmüş oldukları rivâyet olunmuştur. Böylece Ezan, Peygamberin emriyle meşrûlaşmış oldu.

والحديث رواه البزّار بإسناد حسن، عن عليّ بن أبي طالب رضي الله عنه، عن النّبيّ صلى الله عليه وسلّم:
(( أنّه ركب البراق ليلة أسري به، حتَّى انتهى إلى الحجابِ الَّذي يلي الرَّحمنَ تبارَك وتعالى قال فبينَما هو كذلك إذ خرَج مَلَكٌ من الحجابِ،
فقال رسولُ اللهِ صلَّى اللهُ عليه وسلَّم يا جبريلُ مَن هذا قال والَّذي بعَثك بالحقِّ إنِّي لأقرَبُ الخلقِ مكانًا وإنَّ هذا المَلَكَ ما رأَيْتُه قطُّ منذُ خُلِقْتُقبلَ ساعتي هذه ،
فقال المَلَكُ : اللهُ أكبرُ اللهُ أكبرُ
قال فقيل له من وراءِ الحجابِ صدَق عبدي أنا أكبرُ أنا أكبرُ
ثُمَّ قال المَلَكُ : أشهَدُ أن لا إلهَ إلَّا اللهُ
قال فقيل من وراءِ الحجابِ صدَق عبدي لا إلهَ إلا أنا ،
فقال المَلَكُ أشهَدُ أنَّ محمَّدًا رسولُ اللهِ
قال فقيل من وراءِ الحجابِ صدَق عبدي أنا أرسَلْتُ محمَّدًا
قال المَلَكُ : حيَّ على الصَّلاةِ حيَّ على الفلاحِ قد قامَتِ الصَّلاةُ
ثُمَّ قال اللهُ أكبرُ اللهُ أكبرُ
قال فقيل من وراءِ الحجابِ صدَق عبدي أنا أكبرُ أنا أكبرُ ثُمَّ قال لا إلهَ إلَّا اللهُ
قال فقيل من وراءِ الحجابِ صدَق عبدي لا إلهَ إلا أنا ،
قال ثُمَّ أخَذ المَلَكُ بيدِ محمَّدٍ صلَّى اللهُ عليه وسلَّم فقدَّمه فأمَّ أهلَ السَّماءِ فيهم آدمُ ونوحٌ .
قال أبو جعفرٍ محمَّدُ بنُ عليٍّ فيومئذٍ أكمَلَ اللهُ لمحمَّدٍ صلَّى اللهُ عليه وسلَّم الشَّرفَ على أهلِ السَّماواتِ والأرضِ. ))
الراوي : علي بن أبي طالب. المحدث : الهيثمي.
المصدر : مجمع الزوائد. الصفحة أو الرقم: 1/333.
21:04

المحدث : القسطلاني. المصدر : المواهب اللدنية.
الصفحة أو الرقم: 1/192.
المحدث : البزار. المصدر : البحر الزخار.
الصفحة أو الرقم: 2/146.
المحدث : ابن كثير. المصدر : الأحكام الكبير.
الصفحة أو الرقم: 1/32.
Hadisi, Bezzar İmamı Ali ra tarıkı ile Rasulüllah sas den hasen bir senetle rivayet etti. “ Gece yolcuğu yaptığı gecede ( isra ve miraç ) gecesinde Burağa bindi taki Rahmana en yakın yere varınca bir perde önüne vardı, o perdeden bir melek çıktı.
Rasulüllah sas, Ey Cebrail bu kimdir dedi?
Cebrail as, seni hak üzere gönderen Allaha yemin olsunki ben konum olarak yaratılmışların en yakınıyım ama yaratıldığımdan bu güne kadar ve bu saate kadar onu görmedim.
Melek: Allahü Ekber Allahü Ekber dedi,
Perdenin arkasından: kulum doğru söyledi en büyük benim, en büyük benim denildi.
Sonra Melek; Eşhedü en lâ ilâhe illallah dedi,
Perde ardından: kulum doğru söyledi, bende başka ilah yoktur denildi,
Melek: eşhedü enne Muhammeden Rasulüllah dedi,
Perde ardından: kulum doğru söyledi, Muhammed sas ben gönderdim denildi.
Melek: Haydin Namaza, haydin felaha, namaz ikame edildi ve Allahu Ekber Allahü Ekber dedi,
Perde ardından: kulum doğru söyledi, En büyük benim En büyük benim denildi.
Melek; La ilahe illallah dedi,
Perde arkasından: kulum doğru söyledi, benden başka ilah yoktur denildi.
Sonra Melek, Muhammed sas in elinden tutup öne geçirdi, Adem as ve Nuh as ın da içinde olduğu sema ehline imamlık etti namaz kıldırdı.”
Ebu Cafer Muhammed bin Ali ; İşte ogün Allah cc Muhammed sas in şerefini semavat ehline ve yer ehline kemale erdirdi dedi.
Ravi: Ali bin Ebi Talip ra,
Muhaddisler: Heysemi mecmeuz zevâid 1/33, Kastalani El-Mevahibülledüniye 1/192, Bezzar El-Barrüzühâr 2/146, İbni Kesir El-Ahkamülkebir 1/32.

Bu rivayette ezan kelimeleri geçsede buna ezan demek ve medinede rüya ile sabit olmasına muhalif görmek doğru değildir. Zaten görevli Melek kamet getirmiştir. Efendimiz sas’in o gece yaşadığı olay sahabelerin gördüğü rüya ile hatırlatılarak:
1 ) sahabe teltıf edilmiştir,
2 ) İstişarenin ve meşveretin önemine vurgu yapılmıştır,
Böylece Efendimiz sas orda yaşadığını hatırladı ve ashabına gösterilenin hak olduğuna hükmetti. Burda şu soru akla gele bilir neden Rasulüllah sas bildirilmedi?
1 ) Bu ümmette rüyanın önemine vurgu yapılmak için, çünkü çok önemli bir konuda rüya ile hüküm veriliyor ve dinin şiarından sayılıyor,
2 ) Rasulüllah sas’in, Süleyman as Asaf kıssasında olduğunu gibi nimete şükretmesi için bir imtihan dır. Efendimiz sas olayın arkasına, Allah cc ye hamdetmiştir.
Burda, kıymet azaltma değil kıymet yüceltme var ve imtihanı kazanmanın yanı sıra arkadaşlarınıda taltıfla beraber yürekten sarılmaya teşvik var.

6 b ) Bilal Habeşi ra’ın sabah ezanına ekleme yapması ve Efendimiz sas bunu sabitleştirmesi.
Peygamber efendimiz (s.a.v.), Bilâli Habeşi ra sabah namazı okurken bir gün uyanamamış.
Bilâl Habeşi ra kapıyı şiddetle vurarak :
“Esselatu hayrun minen nevm Yâ ResûlALLAH!” ( Namaz uykudan hayırlıdır ) diye iki defa bağırmış.
Resûl-ü Ekrem sas hemen uyanmış ve kapıya çıkarak : “Bu çok güzel Yâ Bilâl daima söyle!” demiştir.
Resûl-ü Ekrem sas sabah namazının vaktinin kıymetini anlatmak için “ALLAH (c.c) tarafından” uyanamamış ve o günden sonra her sabah namazında okunmuştur.

Bilal (radıyallahu anh)’in anlattığına göre:
“(Bir gün) sabah namazını haber vermek üzere Aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına gelmiş, ancak kendisine “uyuyor” denilmiş. Bunun üzerine:

“Essalatu hayrun mine’nnevm, essalatu hayrun mine’nnevm (namaz uykudan daha hayırlıdır)” demiştir. Bundan böyle bu ibarenin sabah ezanına dahil edilmesi kabul görmüş ve ezan bu şekilde kesinlik kazanmıştır.”
Tirmizî, Salât 145, (198).

3.7 ) Ezanın vahiyle tasdiklenmesi ve saygısızlık edenlerin yerilmesi.
Ezan hakkında inen ayetler,
Namaza çağrı yukardaki rivayetlerdeki gibi olgunlaştıktan sonra özellikle medinedeki yahudiler, hıristiyanlar, münafıklar ve arapların müşrikleri ezanla alay ettiler. Ezanı duyunca duymamak için konuşuyor ve insanları lafa tutuyorlardı.
21:04

Ayrıca, buna ne gerek vardı önceki dinlerdeki bir çağrı şeklini alsaydı bunu nerden uydurdu şeklinde konuşup küçümsüyor ve alay ediyorlardı.
Bunun üzerine inen ayetlerde ezan sonradan vahiylede tasdiklenmiş oldu.
Bu ayetler şöyledir:
Maide suresi 58 ayette Allah cc şöyle buyuruyor: “ Siz namaza çağırdığınızda ( ezan okuduğunuzda ) o ezanı namaza çağrınızla alay edip oynadılar. Onlar düşünmeyen bir topluluktur.”
Fussılet suresi 33 ayette ise Allah cc “ Sözce, Allah cc ye çağırıp, salih amel işleyip ve kuşkusuzki ben müslümanlardanım diyenden daha güzel ne ola bilirki ! “
Bu ayetin müezzinler hakkında indiği Aişe ra, Ömer ra, İbni Ömer ra ve İbni Mesud ra dan rivayet edilmiştir.

Namaza çağrı yani ezan müslümanın duyunca dizlerinin bağı çözüleceği, pür dikkat dinleyip icabet edeceği, tasdik edeceği bir çok imani ve ameli mesajlar içermektedir. Duyan mümin donup kalmalı ve her bir kelimesine icabet etmelidir.
Ezan okumak bir beldenin müslüman olduğunun alameti ve islamın şiarı sayıldığı için:
a ) Ezan okumayı terk eden köyle, beldeyle ve mahalle ile savaşılır,
b ) Ezan okunsada dinlenilmese o beldeye uyarı cezası uygulanması yapılır,
c ) Allah cc nün dininin şiarına saygı göstermeyenin kanınada saygı gösterilmez.

Namaz vakitlerinde ezan okunmasını hükmünde fakihler farklı görüşler serdetmişlerdir.
Bu görüşleri şöyle sıralıya biliriz:
Ezan okumak:
a ) İmamı Azam Ebu Hanife ise ezanın vacib olduğunu beyan etmiştir.
İmamı Muhammed rh, “ Bir yerleşim yeri veya mahalle namaz vakitlerinde ezan okumayı terkederlerse bunlarla neden ezanı terkettiniz diye savaşılır.” dedi, bu ifade de vacib olduğuna delil görülmüştür.
b ) Şâfiilerde, ezan ve kamet sünnet,
c ) Hanbelilerde ise mukıym olanlara farzı kifaye, seferde olanlara sünnettir.
Cumhurun görüşü ve mütevarisen gelen görüşe göre ezan okumak sünneti müekked, dinlemek ve tazim etmek vacibtir.
Sünneti müekked görüşüne teslim olsak dahi bazı ameller yapan açısından sünnetken dinleyen açısından farz veya vacib olur şöyleki;
Selam vermek sünnet, selamı almak ise vacibtir, Kuran okumak sünnet, okunan kuranı dinlemek vacibtir. Bunun gibi islamda başlangıç itibari veya yapan kişi itibari ile sünnet olup karşıdaki için vacib olan konular hayli çoktur. Bu durumlarda sünnetin sevabı vacibin sevabından fazladır.
Ancak ben derimki: Ezanın okunmasının farziyyeti mütevatir sünnetle sabit olduğu için müekket sünnettir denilmiştir. Çünkü ezanın sahabe rüyasıyla başlaması, sonra takriri sünnete girmesi sonrada ayetlerle tasdikinden, İslamın şiarı olmasında, bir beldenin islam beldesi sayılmasının alameti farikası olmasında ittifak edildiği halde genel kanaat müekked sünnet olmuştur. İmam Kuduri bu konuda şöyle diyor “ müekket sünnet derken hüküm olarak değil subut olarak söylüyor ve yazıyorum çünkü bu konu sünnetle sabit olmuştur.”
Bu açıklamayı çok önemli buluyor ve burdan hareketle ezan okumanın ve dinlemenin vacib olduğu görüşünü tercih ediyorum.
Ayrıca, namaz için abdestin ve ğuslün farz oluşunu, namaz vaktininde o vakitki farz namazın ikamesinin ilanı için vacib olduğunu söyliye biliriz. Çünkü usul kaidesinde “ Bir vacibin edası için yapılması gerekeni yapmakta vacibtir. “ dendi. Farz olan namazın yerine getirilmesi ve vaktinde edası için vaktin ilanıda vacibtir. Ancak vaktin ilanı ile o vaktin namazı eda edilir önceki vaktinkide kazaya kalır.
Bu izahattan sonra ezan dinlemenin hükmü ve adabını ele alacağız.
Rabbim yazdıklarımızdan istifade etmekte ve amel etmekte nefsimize karşı bize yardım etsin ve bizi onun şerrinden korusun amin.

Nihat Çiftci ( Guddusi Hoca )

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz