Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 29 Temmuz 2021, Perşembe

Doç.Dr.Saim Kayadibi

10 Kasım 2017
2.013 kez görüntülendi

Doç.Dr.Saim Kayadibi
Reklam

Suudi Arabistan’da son aylarda insanı şaşkına çeviren gelişmeler oluyor. Bu gelişmelerin arka planını görmeden varacağı noktayı da sağlıklı tespit edemeyiz.

Katar krizini ve öncesinde ABD’nin Suudi Arabistan’ın ABD’de bulunan banka hesaplarını dondurma tehdidi ile sattığı yüzmilyar dolarlık silah satışı ve sonrasında yaşanan gelişmeleri hatırlayabilirsek şimdilerde yaşananların bu gelişmelerden bağımsız olmadığını da görebiliriz. Gerçekte gizli odalarda hazırlanan projelerin günü gelince emir aldıkları üst akıl tarafından önlerine konulmasından başka bir şey değil.

Yapılmakta olan operasyonlar, İsrail karşıtı söylemleri ile tanınan önemli isimlerin ve prenslerin çeşitli nedenlerle tutuklanmaları, hesaplarının dondurulması hep Trump’ın ziyaretinin arkasından gerçekleşmişti. Üstüne üstelik ABD ve İsrail’in gelişmelere tam destek vermesi ise üzerinde düşünülmesi gereken önemli ipuçlarıdır.

Özellikle din algılarına ve düşünce yapılarına tamtamına ters olan “Ilımlı İslam” anlayışını dillendirmeleri Suudluların kendi geleneklerine parmak sokmak anlamına gelir. Yıllarca Vahhabilik temelli Selefilik ihraç eden bir ülkenin ılımlı İslam’dan sözetmesi önü alınmaz çatışmaların başlangıcı sayılabilir. Hep uç noktalarda, tehlikeli sularda yelken açması sağlanan Suudlular bu defa kıyamet savaşlarının fitili olacaklar gibi.

Ortadoğu’da meydana gelen hiçbir olayın günü birlik gelişmeler olarak değerlendirilmeyeceğini bildiğimizden vahyin merkezini hedef alan bu gelişmeler de bölgenin alın yazısını etkileyecek cinsten gelişmeler olarak görülebilir.

Aynı zamanda İran’ı hedef göstermeleri açılacak olan cephenin sadece bir yanı, asıl meselenin Türkiye ve özellikle de Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Kıyamet savaşına ramak mı kaldı? Sorusunu sormadan insan edemiyor doğrusu.

Bu konuda Müslim’in Fitneler ve Kıyamet Alametleri bölümü incelendiğinde şaşırtıcı bilgilere ulaşılabilir. Bunlara ilaveten meşhur Nuaym bin Hammad el-Huzai’nin (ö: 228 h.) “el-Fiten”; İbn Kesir’in (ö: 774 h.) “el-Fiten ve’l-Melahim”; Şerif Muhammed bin Rasul el-Hüseynı el-Berzencı’nin (ö: 1103 h.) “el-İşâ‘ah li-Eşrâti’s-Sâat” gibi kitaplara gözatma imkanımız olursa güncel gelişmeleri daha sağlıklı yorumlayabiliriz diye düşünüyorum.

Peygamber Efendimiz’in (sav) bildirdiği kıyamet alametlerinin küçükleri zaten çoktan ortaya çıktılar. Bunlar genel olarak 57 tanedir. Küçük alametlerin sonuncusu ise çok ilginçtir “Mekke’nin öneminin bitmesi ve Kâbe’nin yıkılması”dır. Şimdi Amerika ve İsrail’in Suudi Arabistan’ı kullanarak burada fitne ataşini sessizce körüklemeleri bu alametin de gerçekleşeceğine bir işaret olabilir.

Sadece İslam Alemi’ni değil, bütün insanlığı yakıp kavuracak kıyamet savaşı başlamak üzere belki de.

Zaten alametlerden birinin Kudüs’ün imar edilmesi, Medine’nin yıkılması olacaktır. Bunu da Muaz İbnu Cebel’in (ra) anlattığı “Beytu’l-Makdis’in imarı Medine’nin harabıdır. Medine’nin harabı melhamenin (savaşın) çıkmasıdır..” hadisinde görüyoruz.

Şimdi İsrail 2020 Yılında Mescidi Aksa’yı yıkacak ve yerine Süleyman Mabedini inşa edecek. Bugüne kadar Filistinliler’e karşı uygulanmış gizli ve açık baskıların ve zulümlerin en temel amacı buydu. Tam da Muaz hadisinde bahsedildiği gibi süreç işlemektedir. Suudi Arabistan’da bir cephe açılacak, dünya Müslümanlar’ı burayla meşgul olurken Mescidi Aksa yıkılacak ve yerine Süleyman Mabedini inşa edecektir.

Zaten büyük alametlerinden biri ortaya çıktığı zaman diğerleri, tabiri caizse, çorap söküğü gibi biribir ardına geleceklerdir. Bu hakikat de zaten “ipi kopan tesbihin boncuk tanelerinin teker teker birbirini takip etmesi gibi takip edecekler” şeklinde tanımlanmıştır. İşte bu vakitten sonra artık Güneş batıdan doğacak ve tevbe kapısı da kapanacaktır. Bundan sonra yapılacak amallerin de hiçbir faydası olmayacaktır. Defterler dürülmüştür. Ne imanın ne de tevbenin faydası olmayacaktır.

Hernekadar kainatın ve bütün varlıkların Yaratıcısı Allah (cc) kıyametin kopma saatini gizli tutmuş olsa da elimizde olan verilere bakarak gelişmelerin hangi noktada olduğunu görebiliriz. İnsanın ölümü kendi kıyametidir. Ama bir de bütün varlıklar için kaçınılmaz toplu bir kıyamet var herkesin merak ettiği.

Acaba Peygamber Efendimiz’in (sav) haber berdiği kıyamet alameti Medine’nin harap edilmesinin başlangıç işaretleri mi bütün bu gelişmeler?

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz