Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 18 Ekim 2018, Perşembe

TÜRKİYE VE RUSYA’NIN YAKINLAŞMASI..

15 Ağustos 2016
1.222 kez okundu

Türkiye ve Rusya’nın Yakınlaşması..

Türkiye üzerinde bulunduğu coğrafya ve jeopolitik yapısı bakımından zorlu bir bölgededir. Cihanşümul bir İmparatorluk mazisi, tarihe yön vermiş geçmişi, mazlumun ve ezilmişlerin yanında yer alan devlet anlayışı ile özgül ağırlığı olan bir ülkedir. Ancak coğrafyası kaderidir. Sorunları, savaşları, çatışmaları bol olan bir yerdedir. Kuran’da zikredilen peygamberlerin bile neredeyse tamamına yakını bu sorunlu bölgede yaşamıştır. Rusya ise Türkiye için sıradan bir ülke hiç değildir. Geçmişte karşılıklı yapılan savaşlar neticesinde Rusların batıdan İstanbul-Yeşilköy, doğudan ise Erzurum ve Trabzon’a kadar ilerledikleri, sıcak denizlere inmek istedikleri ve Türkleri kendilerine hep rakip olarak gördükleri bir vâkıadır. Günümüzde ise her iki ülkenin birbirine yakınlaşmasını gerekli kılan jeopolitik şartları, karşılıklı ticari ilişkileri, enerji anlaşmaları gibi birçok ortak çıkarları bulunmaktadır. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Moskova ziyareti ve Putin ile yaptığı sıcak görüşme, beklenilenin çok daha üzerinde olumlu geçmiştir. Her iki lider karşılıklı ilişkilerin, uçak krizi öncesinden çok daha iyi bir konuma getirilmesi hususunda mutâbık kalmışlardır. Bu yakınlaşmanın Avrupa’ya Yansıması.. Türkiye’nin Osmanlı’nın son dönemlerinden bu yana Avrupalılaşma gibi bir yönü hep vardı. Bu bakımdan Avrupa’nın bütünleşmesi yolunda atılan bütün adımlarda Türkiye sürekli yer almak istemiştir. Bu ciheti ile Nato, Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlara üye olmuş, Avrupa Birliği’ne ise 1959 yılından bu yana üye olmak istemektedir. Elbette bu durum zaman içerisinde batı ile yakınlaşmayı ve kaynaşmayı sağlayarak, ekonomik bağımlılığı da beraberinde getirmiştir. Yakın zamana kadar batılı devletler, Türkiye’yi kontrol etmekte fazla zorlanmıyorlardı. Ancak Türkiye büyüyüp, güçlendikçe, batılılar bunu Osmanlı’nın canlanması olarak görerek, endişe etmekteler. Türkiye’de 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimini bile yüksek sesle kınayamadılar. Bilakis darbe yapan subayların haklarını hatırlatarak, yine demokrasi dersi verdiler. Avrupa’nın bu ikircikli yaklaşımları artık Türk halkına da güven vermemektedir. Ne var ki ABD ve Avrupa’ya rağmen Türkiye bölgesinde bir coğrafi üstünlük yakalayarak, ağırlığını hissettiriyor. Suudi Arabistan, Katar ve Azerbaycan ile bazı ittifaklara yönelerek, ekonomisini kırılgan bir yapıdan çıkardı. Hemen her alanda çok hızlı büyüyerek, çok yönlü dış politika izlemekte.. Türkiye bu politikalarıyla Batı’dan kopmuyor belki ama Rusya ile yakınlaşarak doğru yolda ilerliyor… Diğer yandan batı ve ABD kendi müttefiklerinden hiçbirinin toprak bütünlüğünün sağlanmasında güvenilir değil? Bu durum ise itimatsızlığı tetikliyor. Bilakis ABD’nin olduğu her yerde kaos, ülkelerin bölünmesi ve facialar görülmekte. Bu senaryo Türkiye için de yazılmıştır. Türkiye’deki etnik kökenliler üzerine kapsamlı çalışmalar yapılarak, farklılıklar üzerinden iç karışıklıklar çıkması bekleniliyor. Türkiye bunun tedbirlerini alarak, çıkarları doğrultusunda çok yönlü politikalar izlemektedir. Rusya ile yakınlaşma ise çok doğru bir hamledir.. Karşılıklı olarak yaklaşık 100 milyar dolara yakın bir ticaret hacmi hedeflenmekte, önemli nükleer projelerde birlikte çalışılması kararlaştırılmaktadır. Sebze ve meyve ihracatında, müteahhitlik işlerinde Rusya önemli bir pazar, 4 milyonun üzerinde Rus turist için ise tatil ve valiz ticaretinde Türkiye önemli bir ülkedir. Hepsinden önemlisi iki ülke arasında enerji tedarik sisteminin kurulmuş olmasıdır. Avrupa’nın önemli bir tüketici olması, Türkiye’nin ise coğrafi konumu, uluslararası ham petrol ve doğalgaz boru hatlarının merkezi yapmaktadır. Çünkü çevresi enerji üretim çemberi ile çevrili olan bir coğrafyada bulunmaktadır.

Türkiye hem iyi bir tüketici, hem de Rus gazının Avrupa’ya ulaşmasında en güvenilir dağıtım rotasıdır. İsrail’in Akdeniz’de bulduğu gazın Avrupa’ya ulaştırılmasında da yine köprü konumundadır. Bu durum Türkiye’yi önemli kıldığı kadar aynı zamanda güvenli olmasını da gerektirmektedir. Rusya ile yapılan anlaşma ve yakınlaşmanın Türkiye’ye sağlayacağı potansiyel jeopolitik avantaj ve kazançlar, şu an görünenin çok daha ötesindedir. İlişkilerin tekrar eski haline dönerek iyileştirilmesi ABD’nin Suriye ve Kafkasya’daki plan ve projelerini menfi yönde etkileyebilir?

Rusya ABD karşısında durabilecek önemli bir güç merkezidir. Varlığınıda ABD’ye rağmen Suriye’de hissettirmektedir. Suriye üzerinde bir denge unsuru ve söz sahibidir. Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozularak, kuzeyinde bir Kürt koridoru oluşturulmak isteniyor. Türkiye için ise böylesi bir yapı tehdit unsuru olarak algılanmaktadır. Rusya ile birlikte hareket edilmesi, beraber politikaların geliştirilebilmesi, Türkiye açısından güvenlik endişesini ortadan kaldıracağı gibi, Suriye’nin de toprak bütünlüğü sağlayacaktır. Aynı zamanda barışın tesis edilmesini sağlayarak, mülteci konumundaki insanların tekrar ülkelerine dönüş kapısının aralanması imkanını verecektir. Önemli bir başka husus ise Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Karabağ sorunudur.

Rusya bölgede bu sorunu çözebilecek ve nihayetlendirebilecek dirayete sahip bir ülkedir. Türkiye ile yapılan bu stratejik ortaklık sadece ekonomik anlaşmaları değil aynı zamanda bölgesel sorunlarıda şüphesiz ihtiva etmektedir. Azerbaycan Türkiye için çok önemlidir. Rusya ile Karabağ sorununun çözümü için yapılacak görüşmeler bundan sonra daha da artacaktır. Türkiye sorunun çözümü hususunda insiyatif alarak, meseleyi uluslararası arenada yüksek sesle dillendirecektir. Bölücü terör örgütü PKK’ya destek veren Ermenistan, Türkiye ve Azerbaycan’ın hasmıdır. Bölgede yalnız kalarak köşeye sıkışacak olan yine Ermenistan olacaktır.

Güngör GÖKDAĞ

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz