Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 25 Şubat 2021, Perşembe

PYD ve ABD Dış Politikası

9 Temmuz 2016
1.431 kez görüntülendi

PYD ve ABD Dış Politikası
Reklam

ABD Başkan Yardımcısı Biden, Türkiye’ye yapmış olduğu ziyaret ve görüşmelerden sonra demokrasi üzerinde durarak bazı açıklamalarda bulundu. Biden, akademisyenlerle ilgili olarak Türkiye’ye demokrasi dersini verdi, ama kendi ülkesinde; Körfez, Afganistan ve Irak savaşlarını eleştiren akademisyenlerin neden yargılandığına değinmedi.

Biden yaptığı açıklamada, “Biz sayın Başbakan’la DAEŞ, PKK, EL Nusra konusunda hem fikiriz. Bu örgütler terörist gruplardır” açıklamasında bulundu. Fakat PYD’yi terörist gruplar arasında saymadı? Biden’a göre PYD’nin yeride, konumuda sanırız çok farklı!
ABD için PYD, stratejik bir ortak olarak görülmekte, DAEŞ’le mücadelede önemli bir taktiksel kara gücü olarak değerlendirilmektedir.

Biden, Türkiye bizim için stratejik önemli bir partnerdir diyerek, PKK-DAEŞ aynıdır vurgusu yapıyor, ama Türkiye’nin hassasiyetleri malesef dikkate alınmıyor. Türkiye-ABD arasında Kürt okuması aynı parametrelerde gitmiyor. Her ne kadar PKK birinci derece tehdit olarak algılansada Ortadoğu’da DAEŞ’le mücadele ABD için daha önceliklidir. Türkiye’den beklenilende DAEŞ’le daha fazla mücadele etmesi yönündedir.

Türkiye’nin söyledikleri ise çok net: PYD, PKK’nın bir uzantısıdır ve terör örgütüdür! PYD ve YPG’nin içinde PKK yöneticileri bulunuyor, bunların Suriye üzerinde Akdenize açılma hususunda emelleri var. Silahlı PYD’li örgüt; Türkiye’nin güvenliği için bir tehdit unsuru olabilir. Biz terör örgütü PKK ile yıllardır savaşıyoruz ve müttefiklerimizinde bu durumu kabullenmelerini ve saygı göstermelerini umuyoruz. Türkiye her platformda bunun böyle olduğunu anlatıyor ve söylüyor.

Vietnam, Afganistan ve Irak savaşlarında yaşanılan acı tecrübelerin belliki ABD’ye kazanımlarıda olmuş. Bölgedeki hassasiyeti ise ekonomik açılardan fazla açılmamak ve askerini riske ettirmemek. Kısacası ABD, askerlerinin ceset torbalarıyla evlerine dönmelerini istemiyor. İstenilen bellidir; ABD askeri öleceğine Kürt ölsün!

Böylesine bir müttefik olan Kürtler, Ortadoğu’da, ABD ve İsrail ile hiçbir sürtüşmeye girmemiş, savaşmamış, aynı zamanda tehdit olarak algılanmayan tek unsurdur.. Diğer yandan PKK, PYD gibi terör örgüt mensupları uzun yıllar boyunca dağ şartlarında yaşamaya alışmış, sürü mantığıyla hareket eden, ellerine silah tutuşturulduğunda her türlü operasyon yaptırılabilen, sınırların değişiminde ölüm makinası olarak kullanılabilecek maşadırlar. Dolayısıyla bölgenin yeniden dizayn edilmesinde bu örgütler kullanılmaktadır.

Amerika’nın tarihine kısaca bakacak olursak, geçmişte birçok demokratik hükümetin yıkılmasında rol oynayarak, çıkarlarına hizmet ettiğini düşündüğü birçok diktatörlüğe destek vermiştir. Örneğin Eisenhower yönetimi 1953’te İran’da demokratik seçimlerle başa gelmiş bir hükümeti yıkmış, 1980’lerde ise Reagen yönetimi diktatör Saddam Hüseyin’i desteklemiş ve Bush yönetimi de Mısır’da Hüsnü Mübarek gibi bir diktatörle çok iyi geçinmiştir. Bunun yanısıra yine Mısır’da Mursi yönetimi ve İşgal Altındaki Topraklar’da seçimle işbaşına gelmiş Hamas hükümeti ile yıldızları hiç barışmamış, bilakis altını oymaya çalışmıştır. Amerika’nın ayrıca Venezuela’nın seçilmiş lideri Hugo Chavez’lede arası hep bozuktu.

Oysa ki Amerika, insanların ırk, din ya da etnik kökene bağlı olmaksızın aynı haklardan yararlandıkları liberal bir demokrasiye sahiptir. Ne yazık ki dış politikada uygulamaları çok farklı olabilmektedir. Demek ki ortak demokrasi argümanı ülkelerin değerleriyle ve çıkarlarıyla çatıştığı durumlarda sorunlar yaşanabilmektedir. Günümüzde yönetimlerin demokratik ya da antidemokratik oluşu sonucu pek değiştirmediği gibi, güvenilir bir ölçü de değildir. Çünkü birçok ülkede, her zaman çıkar ve menfaatler esas alınarak politikalar geliştiriliyor.

Türkiye, ABD’nin İsrail’den sonra bölgedeki en önemli müttefiki olmasına rağmen, dış politikasında bu ayrıcalığı göremiyoruz. Türkiye’nin son dönemlerde sosyal, ekonomik, sanayi, ticaret gibi hayatın hemen her alanında yakaladığı hızlı büyüme ibresi, güçlenmesi, Osmanlı’nın canlandırılması gibi görülmekte,  emperyalist güçlerde korku ve endişeye mahal vermektedir. PKK, PYD gibi örgütler, Türkiye’nin büyümesinin bedeli olarak karşısına çıkarılmaktadır.

Türkiyenin şu an birkaç şehrinde asayiş sorunu var. Türkiye burada bir hukuk devleti olarak gerekeni yapıyor. Tek bir vatandaşının burnu bile kanamadan, hukukla ve demokrasi çerçevesinde terörle mücadelesini sürdürüyor. Böylesi bir asayiş sorunu ABD’de olsaydı muhtemelen o şehirlere topyekün girilerek kısa zamanda netice almak istenilirdi. Demokrasiyi ve hukuku yüksek bir olasılıkla rafa kaldırırlardı. Görülmektedirki Türkiye’nin demokrasiyi geliştirme ve bir yandan hukuku tesis etmede kararlığı ve terörle mücadeledeki yöntemi başta ABD olmak üzere diğer müttefiklerinden yeterince destek görememektedir.

Selam ve muhabbetlerimle.

 

Güngör Gökdağ

beğen(2)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz