Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 18 Mayıs 2021, Salı

Parcala ve Hükmet

19 Eylül 2015
966 kez görüntülendi

Parcala ve Hükmet
Reklam

“Divide et Impera” ,

Batinin Theopolitik Projesi.

“Divide et Impera”, Bati emperyalizminin tarihsel sömürge formülüdür ve ispanyolca “Parcala ve Hükmet” anlamina gelir. Ingiliz, Ispanyol, Hollanda, Portekiz insan tacirleri Kuzey ve Orta Afrikadan 15. yüzyildan itibaren yeni dünyaya insan ticaretine baslamislardir. Gemiler dolusu müslüman, yahudi, totemist, pagan Afrika insanlari Amerikaya köle olarak tasinmaktadir. Yolda ölenler denize atilir kalanlar yeni dünyanin köleleri olarak calistirilacaktir.  Aradan yüzyil gibi bir süre gecer, bu insanlar arasinda ortak bir dil gelismistir ve birbirleriyle iletisim kurmalari kolaylasmistir. Ayni zamanda maruz kaldiklari gayri insani hayat tarzi ve uygulamalara itiraz etmeye, birlikte hareket etmeye ve bir ortak akil olusturmaya baslarlar. Bu durum beyaz adamin planlarini bozacak bir tehlikedir ve tedbir alinmasi gerekmektedir.

Ingiliz akli devreye girer hemen tedbir alirlar ve siyahi köleler icin üc ayri dernek kurulur. Üst sinif imtiyaz sahibi, mülk edinebilenler.  Orta sinif, mülk edinemeyen isci olarak calisanlar. Ücüncüsü ise hic bir hakka sahip olmayan ve köle olarak kalanlar. Bu üc gurup birbirine karsi catisma halindedir ayni zamanda. Kendisine imtiyaz verilen gurup digerlerini idare etme yetkisinede sahiptir. Daha sonra “divide et impera” dünya üzerinde kullanilan politik bir prensib olmustur. Neyse bu konu Prof. Hans Gerhard Hödlun doktora tezi olarak hazirladigi uzun bir arastirma konusudur.

Bu insanlarin temel özellikleri bilgisizlik, cehalet, fakirlik, kabile halinde yasama aliskanligi, karsilastiklari yenilikler ve güc karsisinda duyduklari hayranliklari ve cabuk adapte olmalari idi. Köklü bir medeniyet mensubu degildirler. Farkli din ve inanc yapilarindan, farkli kültür ortamlarindan toplanmis bireylerdir. Dolayisiyla sömürülmeleri, asimülasyonlari ve ucuz isci olarak kullanilmalari gayet kolaydir. Bu gün Amerikada hala ikinci-ücüncü sinif olarak yasamaya devam etmekteler. Buna ragmen Amerikali olmakla övünür bu insanlar.

Simdi Avrupa ihtiyaci kadar göcmen aliyor. Önce Macar polisine dövdürülüyor sonrada kilometrelerce yürütülerek Avusturya üzerinden gelebilenleri siginmaci olarak kabul ediyor. Yollarda ölmeyip yasayabilenler pis islerin kölesi olacak. Cünki Türkler artik dördüncü generasyon ve alt sinif olmaktan kurtuldu. Almanya bunu yaparkende sanki  lutufta bulunuyor tavrini sürdürüyor. Ortadoguyu parcalayan, terör örgütlerini destekleyen Almanya, kürt vatandaslara ve hiristiyan araplara lutufda bulunuyor ve göcmen kabul ediyor. Ülkeleri parcalanan, birbirleriyle savastirilan insanlar, simdi ucuz is gücü olarak avrupaya kabul ediliyor. Zaten nufusu gittikce azalan Avrupanin insana ihtiyaci var. Özellikle toplumun en alt sinifina, pis isleri ucuza yapacak insanlara ihtiyaci var.

Bati emperyalizmi  “divide et impera” formülünü parcalayarak hükmetmek istedigi cografyalarda aynen devam ettirmekte. Birinci dünya savasindan sonra bölünen Islam cografyasi simdi daha kücük parcalar haline getiriliyor. Böylece Ortadoguda hic bir gücü olmayan kabilelerden olusan devletcikler yada sehir devletleri olusacak.

Afrikanin cesitli bölgelerinde yillardir kabile catismalari devam etmekte. Yemende Farisi kökenli Ebnalar, arap kökenli halkina karsi catisma halinde. Irak ve Suriye parcalara bölünmüs durumda. Kuzey Afrika ülkelerinde kabilecilik tarihi bir gelenek. Misir, disardan görülmesede tam olarak parcalanmis halde; Sina cölünde yasayan bedeviler, hiristiyanlar, müslümanlar ve kendi iclerinde olusan fraksiyonlar. Simdi hedef Türkiye topraklari.

Kürt -Türk halkinin bütünlügü PKK ile bölünmeye calisiliyor. Öbür taraftan alevi-sünni ayriminin temelleri Almanya ve Avusturyada Anayasa mahkemeleri kararlariyla hukuki bir zemine oturtuldu. Aleviler, Islamdan kopmus, müstakil ve sinkretik bir din gurubudur karari anayasa mahkemesi tarafindan 2011den itibaren Almanya ve Avusturyada yasallasti.

Samuel Huntingtonun 1993 yilinda makale olarak kaleme aldigi ve 1996 yilinda kitap haline getirilen bu projeyi okumayanlara, Türkiyede verilen mücadelenin ne oldugunu anlatmak oldukca zor. Medeniyetler arasinda olusturulan kültürel Antagonizm ve Islama karsi yürütülecek savasin yol haritasi olan “medeniyetler savasi” projesinin tarihi temelleri aslinda 17. yüzyila dayanir.

Dünyada yasanan ve Bati projesi olan “medeniyetler ve kültürler savasi” (Kampf der Kulturen) hizla yürütülürken, bunun karsinda durabilen,  bu savasi durdurmak isteyen ve teslim olmayan tek ülke TÜRKIYE.

Devletin yürüttügü acilim ve baris politikalari,  daga cikanlarin geri dönmesi ve normal hayata baslamasi icin yapilan calsimalarda Batinin Türkiyede yürüttügü “kültürel Antagonizmi” bozmaya yönelik bir siyasetti. Fakat icerdeki usaklar bir türlü bunu anlamak istemedi ve anlamamak icin inat etmekte.

Türkiye Devleti gercekten de derin akla ve tarihe sahip büyük bir medeniyet devleti oldugunu en kritik zamanlarda bile tekrar ortaya koydu. Siyasi farkliliklarimizi, ideolojik saplantilarimizi bir tarafa birakarak tek millet oldugumuzu ve medeniyetler savasini durduracak bir millet oldugumuzu ortaya koyma zamani 1 Kasim Secimleri. Bu gercegi farketme vaktidir simdi!

Süleyman Asil TUNCA / Viyana

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz