Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 16 Ekim 2019, Çarşamba

NİCELER GELDİ GEÇTİ, İBRET ALAN VAR MI?

17 Eylül 2019
99 kez görüntülendi

NİCELER GELDİ GEÇTİ, İBRET ALAN VAR MI?
Reklam

Zaman su gibi geçiyor. Herkes hayatını yaşıyor ve yazılan gün geldiğinde de emanetin sahibi tarafından verilen talimatla ruhu kabzediliyor. Kimseye bu süreye ilişkin seçim hakkı tanınmıyor. Milyarlarca insanız ama hiç kimse kendine tanınan süreyi bilmiyor.
İşte bu kadarcık süre için insanoğlunun birbirine yapmadığı zulüm kalmıyor.  Elindeki, kendine fazlasıyla yeteceği halde bir türlü doyuma ulaşamıyor. Hep daha fazlasını istiyor. Uhdesinde ki insanların hakedişinden tırtıklamak için kullandığı laf sanatını insanlığın hayrı ve selameti için sarfetse belki de ahireti için kazanacağı ecri düşünemiyor. 
Yakını ölüyor, unutuyor.
Devletin üst düzeyi ölüyor, ibret almıyor.
Servetiyle zirvede bulunan ağalar, günü gelince bırakıp gidiyor. 
Kısacası nefes alıp veren; insan, hayvan, bitki ne varsa tanınan süre dolduğunda ölümle yüzyüze geliyor ve çizginin öbür tarafına geçiveriyor. 
Daha nasıl anlatayım, nasıl ifade edeyim bilemiyorum ki!
Ölüme bu kadar yakın olduğumuzu bildiğimiz halde yaşantımızı niçin taşıdığımız canı emaneten veren otoritenin istekleri doğrultusunda kullanmayız ki!
Hiç unutmam, çok iyice tanıdığım bir sanayici arkadaş vardı. İmalatını yaptığı ürünleri yurtdışına ihraç ederdik. Mal satarken ürünlerine yüklüce kazanç payı ekleyen bu arkadaşımız iş benim aracı olarak hakedişime gelince kırk dereden su getirmeye başlar, bir sürü laf edebiyatıyla önceden anlaştığımız kazancımın yüzdesini aşağı çekmek için çabalardı. 
İki sene oldu. 54 yaşında vefat etti. Allah rahmet eylesin.
Yine bu yaşadığımız şehirde imalat yapan yeğeni can ciğer arkadaşım olan bir firma yetkilisine yurtdışından mal almak için gelen bir misafirimi götürmüştüm. Müşteri alacağı ürünleri seçti. Listeyi oluşturduk. Fiyatımızı verdik. Oradan ayrıldık. Aradan yarım saat geçmeden arkadaşım arayıp amcasının bana verilecek öyle afaki olmayan paydan rahatsız olduğunu söyleyip -dostluğun hatırına- alıcıyı başka firmaya götürmemi isteyince müşteriyi diğer bir firmaya taşıdım ve satışı oradan gerçekleştirdim. Bu adam hala fabrikasının başında ve sağ, ama artık o yaşlı bir sağ!
Daha ne kadar örnek vermemi istersiniz?
Biri daha var. Satışımın fazla olması sebebiyle benim aldığım paydan rahatsız olmuş ve hakediş payımı yarıya düşürme planları yapmaya başlamıştı. Aklı selim oğlu da tesadüfen orada olduğu için babasına veryansın etmiş. Sağolsun, hakkımı savunmuş.. Bu esnada orada değildim. Bir personel anlatınca öğrenmiştim. Bu maddeci amca da sağ ama o da yaşı 80’e doğru giden yaşlı bir sağ!
Örnekler çoğaltılabilir. 
Bir tanesi ülkenin başında ayakta durmaya bile takatı yok iken başörtülü bir vekile mecliste gayet saldırgan bir üslupla vekillerin olduğu sıralara meclis kürsüsünden tüm gücüyle haykırmıştı. “Bu hanıma haddini bildirin.” diyerek… O da tası tarağı topladı ve dünyayı terketti. 
Biri daha var, hatırlarsınız… Hacca gidecek yaşlı bir amcaya dalga geçercesine gitmemesini söylüyor ve kendisine “Gitme, Muhammed seni bırakmaz” diyerek aklınca o gelmiş geçmiş en değerli insanın ismini ağzına alarak yüce dinimizle kafa geçiyordu. O da emanetini teslim etmedi. Ama yaşı 81 olmuş. Eski havası ve aktifliği kalmamış. 
Şu an farklı bir durum yok. Eli ayağı tutan çoğunluk, atıp savurmaya, caka satmaya, hava atmaya devam ediyor. Yiyor, içiyor, hopluyor, zıplıyor, her haltı yiyor. Ama aklına tevbe etmek gelmiyor. Eli ayağı tutarken iman nuruyla şereflenmek şöyle dursun, işine gelmiyor. 
Çünkü hakka yöneldiği takdirde içkisini yudumlayamayacak, zina yapamayacak, işçisinin alın terini sömüremeyecek, yönettiği devletin imkanlarından dilediği gibi çalıp çırpamayacak. Faiz çöplüğüne bulaşamayacak. Birde onca zenginliğinin tadını çıkaramayacak(!) 
Para varken her pisliği yapmalı değil mi? (!)
Her yanımızdan lağım akıyor, herkes bir diğerinin hakkından gaspı maharet bellemiş. Hakkına razı olan kalmamış. Şükretmesini bilmeyen, parasının gücüyle caka satan onca insan müsveddesi var ki etrafta!
Cesaretlerine taaccüp ediyorum. 
Kimse gerçek mutluluğun ne olduğunu bilmiyor. İçinde yaşadığımız kapitalist sistemin yutturmacası olan çok para kazanıp bolca mal edinme dürtüsünün kurbanı olan milyonlarca insan kendi yaşamını mamur etme derdindeyken bu dünyanın bazı köşelerinde bir yudum suya muhtaç insanların varlığından bihaber görünüyor.
Laf mı? herkeste en fazla olan özellik… Lafa geldiğinde mangalda kül bırakmayan niceleri var etrafta! Kendi kafasından uydurduğu dürüstlük ve uyduruk dini inanışla daha şimdiden ahirette ki mekanını lafzen tayin etmiş.
Eğer önemli(!) işlerinizden vakit bulursanız kabristana gidin bir tefekküre dalın.
Uzak değil, unutmayın!  

Kaynak: NİCELER GELDİ GEÇTİ, İBRET ALAN VAR MI? – Serdar USMAN

beğen(2)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz