Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 18 Mayıs 2021, Salı

Neyi Kurban etmeli?

28 Eylül 2015
1.505 kez görüntülendi

Neyi Kurban etmeli?
Reklam

Her evin zengininde olduğu gibi orta hallisinde, hatta fakirinde bile keseceği bir kurbanlığı vardır şimdilerdi. Yaşam şartları iyileşmiş, en fakirimiz bile, çocukluğumuza kıyasla, zengin kabul edilebilecek imkanlara sahip bugünlerde.

Nelerimiz yok ki, en fakirimizin elinde akıllı telefonlar, evin işlerini görecek elektronik ev aletleri, özel arabası olmayanların bile çarşıya, pazara kolayca gidebilecekleri konforlu belediye otobüsleri, tramvayları, metroları hizmetlerinde, sık aralıklarla özel şöförlerle evlerin önünden geçmekte.

Eskiyi bilmeyen çocukların ve hatırlamak istemeyen büyüklerin yedikleri önlerinde, yemedikleri ise arkalarında.

Camdan bilyalar, misketler, gazoz kapakları, mıh oyunları ile çocukluğun en mutlu anlarını yaşayan çocuklara kıyasla şimdikiler elektronik bilgisayar oyunları, tabletler, Batı hegemonyasının gizli beyin yıkama aletlerinin her türlüsüne sahip olmalarına rağmen çocukluğunu yaşayamamanın ızdırabı ile anne ve babalar psikologların kapılarını aşındırmadalar.

Her istedikleri alınan, alındıkça tatminsizlikleri artan, tüketim döngüsünün baş yakıtı haline getirilen çocukların ruhi ve manevi gelişimine önem verilmemesinin altında yatan ebeveynlerin kurban şuurundan uzaklaşmaları olmasın?

Hal böyle olunca, çocuklar çocukluklarını yaşayamadıkları için biraz daha arsızlaşmakta, yaşıtlarına karşı daha tahammülsüz, büyüklerine karşı daha da saygısız olmakta, edep sınırlarını aşındırmakta, önlerindeki elektronik bilgisayarlar ve akıllı, gerçekte akılsızlaştıran, telefonlarla “tatmin olmayı” lugatlarından çıkarmış durumdalar.

Bunda ailelerin, yakınların, büyüklerin hiç mi suçu yok. Onlara ahlâki prensipleri öğretmekten, maneviyatlarını yüceltici değerleri vermekten, Peygamber oğluna yaraşır cevabı verebilecek İsmailller yetiştirmeye yönelik gayretlerden ziyade dünyevileştirmeye odaklanmış anneleri, yakınları nasıl ve nereye koymalı?

“Sorun nerde acaba?” diye kendimizi muhasebeye çekmek gerekir, belki de neyi kurban etmemiz gerektiğinin farkında değiliz.

Sahi neyi kurban etmeliyiz?

Çocuklarımız biraz daha fazla et yesinler, biraz daha dünyevileşsinler, biraz daha arzuları artsın, doyumsuzlukları biraz daha kamçılansın, eğlencenin doruğuna tırmansınlar diye mi yoksa?

Oysa kurban ruhi taminin, manevi teslimiyetin, paylaşmanın, akli olgunluğun zirve prensiplerini barındıran ulvi bir öğreti şeklidir.

Nedir kurban öyleyse?

Kuban hadisesinde görmemiz gereken dört önemli metafor var. Bunlar İbrahim, İsmail, Şeytan ve Bıçak.

İbrahim, Allah’ın elçisi, Allah’tan başka hiçbir varlığı Rab olarak kabul etmeyişinin mücadelesini veren ulvi bir şahsiyet. “Yalnız sana ibadet ederim ve yalnız senden yardım dilerim” gerçeğini hayat düsturu edinmiş bir Allah dostu.

İsmail ise Hz. İbrahim’in duasına karşılık olarak verilmiş bir sevgili. Öyle bir sevgili ki artık yeryüzünde ondan başka birini gözü görmediği uslu, babaya itaatkar salih bir sevgili.

Şeytan, bu iki sevgiliyi Allah’tan bir anlık bile olsa ayırabilmek için uğraşan, durmadan fırsatlar kollayan, kıyamete kadar da sadece bu iki sevgilinin değil, bütün insanoğlunun ebedi düşmanı.

Sonra bıçak, Allah’a itaat edilince yaratılış gayasinin tersine işe memur bir hale gelen varlık. Kes denilince kesen, kes me denilince kesemeyecek olan bir varlık. İbrahim’in teslimiyeti, İsmail’in sadakatı kesmek ile görevli bıçağı bile görevsiz bırakacaktır.

Bu dört metafordan öğrenilmesi gereken en önemli ders, Allah yolunda olduktan sonra, korkulacak, endişeye kapılacak hiçbir şey olmamalı. Yeter ki Yaratan razı olsun, dünya düşman olsa ne çıkar.

Allah için düşüncelerimizden, değerlerimizden, duygularımızdan, örf ve adetlerimizden, bizi yücelttiğini zannettiğimiz toplumsal statülerimizden, nefsi arzularımızdan vazgeçebiliyorsak, yada vazgeçmeye hazırsak işte kurbanın anlamını idrak ediyoruz demektir.

Neyi kurban etmeliyiz dedik ya. İşte bizim Rabbimizle aramızı açacak, dostluğumuzu bozacak hatta O’nun muhabbetini zayıflatacak herşeyden vazgeçebilmek. Butün engelleri kurban etmek.

Çocuklarımıza önceliklerimizin neler olduğunu öğretmeli, dünyevileştirmeden, onları ulvileştirecek değerleri öğretmeliyiz. Allah için her şeyin, bütün sevdiklerin, hatta evladın bile bıçağa yatırılabileceği gerçeğini öğretmeliyiz.

Allah’tan başka hiçbir gerçeklik yoktura ulaşıncaya kadar.

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz