Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 22 Mart 2019, Cuma

Medeniyetler Ittifaki mi Medeniyetler Savasimi?

20 Ekim 2015
774 kez okundu

Medeniyetler Ittifaki mi Medeniyetler Savasimi?

(Kültürel Antagonizm karsisinda Türkiye)

 

“Yeni Dünya Düzeni”, hani dolar üzerinde yazili olan mesaj “Novus ordo seclorum”, ne istiyor, neyin pesinde? Gercekten bir komplo teorisimi, yoksa gercegi karartmak ve insanlarin bakipta görmemesini saglamak icin gercek bir teori komplo olarakmi yansitiliyor! Neden bu mesaj ABD parasi üzerine yazilmistir ve neyi finanse ediyor? Dünyanin inanc, kültür, siyaset, cografi hududlar olarak yeniden sekillenmesi anlami tasiyan bu mesajin gerceklesmesi icin Bati yüzyillardir caba veriyor. Sadece siyaset, medya ve askeri alanlarda degil, akademik olarakda bu düzenin kurulmasi icin cok büyük cabalar uzun zamandir sürmekte. Hangi universite ve fakülteler, hangi alanlarda, nasil ve kimlerle bu hedefe hizmet eder? Hangi kurumlarin, vakiflarin, stk’larin, platformlarin yada gizemli tarikatlarin isin icinde oldugunu burada zikretmek mümkün degil tabi.

 

Yeni Dünya düzeninin bir diger ifadeside kültürel antagonizmdir. Dünya’da semavi dinlerin sosyal hayattaki etki ve dinamizmini kaldirmayi, dinin kaynaklarini, din ahlakini ve geleneksel din ögretilerini dejenere etmeyi, mukaddes kabul edilen degerleri gecersiz hale getirmeyi, büyük milletleri ve toplumlari kücük etnik ve mezhepsel gruplara, derneksel ve partisel olarak bölünmüs tüketim toplumlari haline getirmeyi hedefleyen bir proje. Bunun icin medeniyetler kuran inanc-ilim ve deger kaynaklari gecerliligini kaybedecek, dinamizmini ve anlamini kaybetmis ici bos kültür kavramlari haline gelecek. Sonuc olarak eski MISIR ve Mezopotamya’da hakim olan, en tepede kendisini yeryüzü tanrilari olarak gören baronlarin bulundugu modern bir pramit düzeni dünyada kurulmus olacak. Bu projenin gerceklesmesi icin dünya halklari büyük medeniyetler kuracak inanc kaynaklarindan kopmali, catismaya hazir etnik ve kültürel parcalar haline gelmeli ve sonuc olarak istenilen modern bir “Evrensel- Kast Sistemi”  yada  batili ifadeyle “supranationale Weltregierung” böylece kurulmali.

Yeni Dünya Düzeni için gerekli olan kültür antagonizmini bu sekilde özetlemek mümkün. Tabi bütün bunların gercekleşmesi için son adım olarak, Samuel Huntungton’un kaleme aldigi, medeniyetler savasini baslatmak gerekiyordu.  Konunun temellerine cok yüzeysel bir bakis yapmis olduk.

 

Tarihsel Bir Bakis:  

Medeniyetler Savasi projesinin gercekte fikir babasi 1668-1744 yillari arasinda yasamis olanGiambattista Vico isminde Italyan bir ilim adamidir ve 1720’lerde teorilerini kaleme almistir.Die Neue Wissenschaft Über die Gemeinschaftliche Natur der Völker“ (=Halklarin toplumsal tabiaatlari –karakterleri- üzerine yeni bir ilim), Vico‘nun yazdigi eserlerden biridir.Medeniyetlerin yükselis ve cöküsü üzerine karsilastirmali akademik calismalar yapmis olan, ilahiyatci, tarihci ve hukuk felsefecisi Vico; Platon, Machiavelli, Hobbes, Spinoza, Dante Alighieri. F.Bacon, G.W.Leibniz, Thomas von Aquin, Cicero vb. gibi pek cok ilim adamindan etkilendigi gibi, ayni zamanda kendisinden sonra gelen Montesquieu, Rosseau, J.Georg Hamann, Herder, Goethe gibi taninmis olanlarada fikir kaynagi olmustur. Meselenin detayli anlasilmasi bahsi gecen isimlerin kitaplarini okumaktan gecer. 

 

S.Huntington, Bati’nin  yüzyillardir teorik olarak planladigi ve cok cesitli yollarla ve kanallardan uygulamaya koydugu projeyi 90’larin basinda önce makale olarak kaleme almis ve dünya halklarinin nabzini ölcmüs, daha sonra 1996’da da kitap olarak nesretmistir.Yürütülen bu proje dünyaya bir komplo gibi lanse edilmis, böylece uygulanmakta olan dünya halklarini kölelestirme calismalari hizlandirilmis oldu. Bu savasin düsmani genelde dindar  hiristiyanlik ve yahudilik gibi semavi dinlerken, özelde Islam ve müslümanlar. Bu sefer ki hacli harekati „Tanrisiz Hiristiyan ve Yahudilik“ olarak bilinen, siyaset-din (agnostik)-sermaye ittifakinin yürüttügü bir savas. Bu nedenlede alisilagelmis klasik savaslardan farkli bir karakter arzetmekte. Zira Batida da geleneksel inanclarina bagli dindarlar dünyanin maruz kaldigi bu savastan kendince nasibini almakta. Bu nedenlede bir yandan Vatikan konsul toplamadan sessizce reformlar yaparken, öbür taraftan dinsizlesen avrupa halki dine karsi gelisen neonational-neoliberal yeni bir irkciliga yönelmekte. Avrupa kitasi icinde ekonomik krize maruz kalan ülkelerin aslinda 1981-99 yillari arasinda ki istatistikler göre geleneksel dindarligindan vazgecmeyen ülkeler oldugunu ve savas taraftari sermaye bankalari tarafindan cezalandirildiklari belgeli bir gercek.  

 

Vico Projesinin Türkiye Siyasetiyle Iliskisi

Islam aleminde öncü , dini inanci dinamik halde olan, müslüman halklarin umudu konumunda ki Türkiye, Medeniyetler Savasinin en temel hedefi haline geldi. Bu gün Türkiye’yi yöneten siyasi iradenin yürüttügü milli ve uluslararasi politikalar, Bati’yi ciddi manada korkutmus durumda. Zira Türkye dünyada yürütülen degisimi görmüstü ve Yeni Dünya Düzeni’nin geregi olan Medeniyetler Savasina karsi „Medeniyetler Ittifaki“ calismalarini baslatmisti. Bu yönde kurdugu iliskiler ve attigi adimlar Bati’yi korkutmakla kalmadi, yüzyillardir yürüttükleri calismalarida askiya aldi. Bati bunu beklemiyor degildi ama sasirmisti ayni zamanda;Türkiye Devleti kendisinden beklenmeyen bu cikisi göstermemeliydi, gösteremezdi. Türkiye’de ki bu gelisme ve basari, bunun Islam cografyasinda etkisi, sadece siyasi, ekonomik, uluslar arasi iliskiler, enerji politikalari vs. gibi alanlarla sinirli kalmamis, ayni zamanda sanayi ve askeri teknoloji alanlarinda da gerceklesmesi korkulacak bir Türkiye dogurmustu. Dogrudan savas acilabilecek bir ülke degildi Türkiye, cünki yirmi yil hic kesintisiz savasacak silah envanterine ve insan gücüne sahipti.

Bu durumda yeni dünya düzeni ve medeniyetler savasi sahipleri, Türkiye’de kurduklari ve besledikleri organlari, özel-tüzel-kurumsal kisaca medyadan sermayeye, akademisyen ve yazarlardan terör örgütlerine, stk’lardan siyasi partilere varana kadar, Sosyal-Siyasi Kaosplanlarini devreye sokarak kullanabilecegi ne kadar unsur varsa hepsini harekete gecirdi. Önce AK Parti hedef alinmisti, sonra Erdogan tek hedef haline getirildi. Cünki bir parti yerine tek kisiyi hedef almak, saldiri ve yipratma stratejisi olarak daha kolaydi. Erdogan giderse partinin gitmesi zaten cok kolay olacakti. Ayni senaryo merhum Özal’a da oynanmisti. Sonrada laf dinleyen, projelerden uzak, din karsiti ve kukla bir hükumet kurulacak ve Bati planlari normal seyrinde kolayca devam edecekti. Bunun icin R.T.Erdogan’in gitmesi Bati’nin karanlik tarafi acisindan hayati öneme haizdi. Haziran secimlerinin sonrasinda Avusturya radyolari Pazartesi sabah ilk haberlerinde, Erdogan iktidari düstü haberini bayram sevinci icinde üc defa tekrarlamisti.

 

Cumhur Baskanina yakistirilan „toplumu kutuplastirdi“ söyleminin nedenide tam olarak buydu; medeniyetler savasinin karsisina medeniyetler ittifaki projesini uygulamaya koymasi. Evet, dünya da kültürel antagonizmi tetikleyen medeniyetler savasi karsisina medeniyetler ittifakini cikararak, halkin görmedigi ama aslinda en büyük  cilgin proje olan medeniyetler barisini gerceklestirmisti  Cumhur Baskani Erdogan. Bu nedenlede icerden ve disardan tüm saldirilarin tek hedefi haline gelmisti.  

 

Kisacasi Türkiye’nin verdigi mücadele aslinda „medeniyetler savasimi yoksa medeniyetler barisimi“ arasinda verilen bir savas. Türkiye’nin tek bir yürek olmasi, birlik icinde güclenmesi ve yükselisi medeniyetler barisini dogururken, hem Türkiye küresel güc haline gelecek hemde ezilen, sömürülen dünya halklari rahata kavusacak. Aksi takdirde Huntington’un deklere ettigi Giambattista Vico’nun  projesi 3 yila kadar hedefine ulasacak.    

1 KASIM secimlerinde verecegimiz karar sadece bir oy olmayip, dünyanin kaderine verilmis bireysel bir karar oldugunu özetlemeye calistim. Vesselam.

 

Süleyman Asil TUNCA / Viyana

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz