Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 25 Şubat 2021, Perşembe

Kâbe ne ise Mescidi Aksa da odur!

1 Ağustos 2017
1.077 kez görüntülendi

Kâbe ne ise Mescidi Aksa da odur!
Reklam

Siyonist İsrail saldırganlığını bu defa bir adım daha ileri taşıdı. İşgal altında tuttuğu Kudüs’te Beytül Makdis’e girişleri yasaklayarak, Müslümanların ibadet etme haklarına bir kez daha tecavüz etti. Bunu yaparak sadece Filistin’de değil bütün dünyada yaşayan Müslümanların en hassas yerlerindeki sinir uçlarına dokundu.

Bize ne Kudüs’ten, bize ne Mescidi Aksa’dan diyemeyeceğimizi çok iyi bilen Siyonist İsrail ve onu kontrol eden sinsi planlar peşinde olan Batı dünyası nabız yoklayarak Müslümanların tepkilerini ölçmek istediler. Bunun anlamı yeni saldırıların, yeni hesapların, yeni işgallerin devreye sokulacağıdır.

İsrail, Batı emperyalizminin kandırılmış şapşal oğlanı olduğunun farkında değil. Kendisine yutturulan Arzı Mev’ud (Vadedilmiş Topraklar) ile yokuluşuna kilitlendirilmiş. Bunun bir hayal olduğunu, gerçeği yansıtmadığını dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan İbrani Yahudiler bile biliyorlar. Bu yüzden de Siyonizm davası olan İsrail’e inanmamaktadırlar. Batı’nın gizli planlarına hizmet etsin diye yalan bir davaya inandırılmışlar… Dünyanın yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip olmak için Ortadoğu’da savaşlar çıkartıp buraları kan gölüne çevirmekten çekinmiyorlar.

Buraya bir virgül koyup Mescidi Aksa’nın da Müslümanlar için Kabe kadar önemine gelelim…

Allah’a ve ahiret gününe inanıp Hz. Peygamberi önder kabul eden her Müslüman için Mekke ne ise Kudüs de odur. Mekke’ye anlam katan Kabe ne ise Kudüs’e anlam katan Mescidi Aksa da o dur. Mescidi Aksa’yı yıkmaya çalışan haydutların vahşilikleri durdurulmazsa aynı vahşilikler Kabe’ye dayanacaktır. Bu böyle biline. Mescidi Aksa’nın yıkılması demek Kabe’nin sütunlarının yıkılması demektir.

Yeryüzüne gönderilmiş olan yüzyirmidörtbin peygamberin en önemli görevi Tevhid anlayışını koruyup devam ettirilmesini sağlamaktı. Peygamber efendimiz (sav) gibi diğer Peygamberler de gönderilmiş oldukları dönemde bu ulvi vazifeyi yerine getirmek için mücadele vermişlerdir. Bütün peygamberler bir zincirin halkaları gibidirler. İçlerinde görev ve sorumlulukları bakımından kitap verilenler olduğu gibi kitap verilmeden görevlendirilenler de olmuştur.

Bu Tevhid mücadelesinde görevli Peygamberler farklı zamanlarda Mekke’yi olduğu gibi Kudüs’ü de merkez kabul etmişler davalarını buradan yürütmüşlerdir. Mekke’de bulunan ümmetin kalbi olan Kâbe ilk insan Hz. Adem’den beri varlığını devam ettirmektedir. Mescidi Aksa, Kâbe kadar eski olmasa da Mekke’nin kutsiliği ne ise Kudüs’ün kutsiliği, üstlenmiş olduğu dava açısından aynıdır. Bu yüzdendir ki Peygamber Efendimiz Hz. Adem ile başlayan kutlu davasını yeniden insanlığa ilan etmeye başladığı zaman ibadetlerini Kudüs’teki Mescidi Aksa yönüne dönerek yapardı. Hatta öyle ki 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret edildikten sonra bir buçuk yıl kadar bile Müslümanlar Mescidi Aksa’ya yönelerek namazlarını kılmışlardır. Bakara Suresinin 114. ayetiyle kıblenin Mescidi Aksa’dan Mescidi Haram’a (Kâbe) çevrilmesi Kudüs’ün kıymeti değerinin kaybolduğundan değil, Yahudilerin kibirlerini ortaya koyup, onların burunlarını sürtmek içindir.

Farkında değillerdi ama gerçek inananlar ile Müslümanmış gibi görünen din düşmanlarının ortaya çıkarılması için bir sınav vesilesiydi bu. Her sınavda Yüce Yaratıcıya tabi olanlar ile nefislerinin kölesi olanlar ortaya çıkartılacaktı ve öyle oldu.

Tevhid davasının yeniden canlanmaya başladığı vahyin ilk yıllarında Peygamber Efendimizin İsra ve Miraç hadisesi gerçekleşmişti. Bu ulvi yolculuk Mescidi Haram’la başlayıp Mescidi Aksa ile devam etmiş, ve Peygamberlere imamlık yaptığı yer olması ve daha önce hiçbir Peygambere nasip olmayan Miraç hadisesinin buradan gerçekleşmiş olması Kudüs’ün önemini gösterir.

Bu bilinci yüreğinde taşıyan erler Hz. Ömer’in işaretiyle Halid Bin Velid komutasında Kudüs’ü fethedip Şehrin anahtarlarını teslim almışlar, yeniden Tevhid sancağını dalgalandırmışlardır. Farklı dönemlerde ümmet bilincinin zayıflamasıyla elimizden Haçlılara kaptırsak da yeniden emaneti emin ellere teslim eden komutanlar hep olagelmiştir.

Filistinli silahsız gençler Mescidi Aksa’yı korumak için canlarını verirken, yeniden Peygamberler şehri Tevhid merkezi Kudüs’ü özgürlüğüne kavuşturacak komutanlara ihtiyaç vardır.

Şimdi yeniden Tevhid davasının merkezi Mescidi Aksa için bir şeyler yapma zamanıdır.

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz