Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 03 Mart 2021, Çarşamba

İSLAMDA EVLİLİK VE AİLE HUKUKU

9 Temmuz 2016
904 kez görüntülendi

İSLAMDA EVLİLİK VE AİLE HUKUKU
Reklam
Hiç şüphesiz ki toplumu meydana getiren ailelerdir. Ailenin özü ise bir erkek ve kadından oluşur. -“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığı ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 21.) Buyuruyor yüce Mevlamız. Yine bir başka ayeti Celilede evliliğin önemi ve hikmeti şöyle zikrediliyor bizlere: -“Sizden bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer onlar yoksul iseler, Allah onları lutfuyla zenginleştirir. Allah lutfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Nur, 32.)
Aileyi birbirine bağlayan şey, nikah akdi denilen ve şahitler huzurunda gerçekleşen icap ve kabuldür. Allah’ın emri ve peygamberin kavli ile birbirine helal olan çiftler bu manevi bağ ile birbirine bağlanırlar. Nikahda çiftlerin karşılıklı birbirine söylemiş olduğu “Evet” ifadeleri ailenin temelini oluşturur. Bu temel üzerine birbirini severek evlenen çiftler 4 S kuralı ile aile huzurunu ömür boyu devam ettirirler. Nedir bu 4 S kuralı? Tabiki; sevgi, saygı, sabır, ve sadakat. Bunların en önemlisi sevgidir. Zira sevginin olmadığı yerde saygı, saygının olmadığı yerde ise, sabır ve sadakat olmaz. Sevgi, evliliği hep diri ve Aileyi de hep huzurlu kılan manevi bir güçtür. Bu ise karşılıklıdır ve karşılıklı olmalıdır. Tek taraflı sevgi üzerine bina edilen evlilikler, pek uzun ömürlü değildir.
Evlenmeden önce çiftler İslamî usullere göre görüşür, tanışır ve nihayetinde ailelerin de görüşlerine başvurarak evlenme kararına varılır. Söz, nişan, düğün derken millî ve manevî değerlerin baş tacı edildiği huzurlu bir yuva kurulur. Bu yuvanın huzurlu olması isteniyorsa, dikkat edilecek en önemli husus, Hz.Peyganberin aile hayatının örnek alınmasıdır. Böyle bir yuvada; namaz olur, niyaz olur, dua olur, sabır olur. Böyle bir yuvada kanaat olur, israf olmaz. Şükür olur isyan olmaz. Böyle bir yuvada Damat, eşine karşı köle olunca gelinde, ona cariye olur. Böyle olunca da muhabbet olur, bayram olur, gönüller bir olunca samanlık seyran olur.
Bu sevgi sadece, evlilik yıl dönümlerinde hatırlanacak, sevgililer gününde anımsanacak kadar basit bir sevgi değildir. Bu sevgiyi gizlememeli, aşırı kıskançlık boyutunda abartmamalıdır.
Evlenen çiftlerin karı-koca olarak ayrı ayrı vazifeleri vardır. Her biri kendine düşen vazifeyi azami derecede yerine getirmelidir. Her ikiside evin neşe kaynağı olan çocukların gözünde çok değerlidir. Biri annedir, diğeri ise baba. Annelik ve babalık ise, evli olan çiftler için en büyük rütbedir.
Evliliğin bir okulu yoktur, yada bu okullarda evliliği enine boyuna öğretecek bir ders de yoktur maalesef. Evlilikler zamanla acı tatlı tecrübelerle, anadan babadan görme bilgilerle öğrenilebiliyor. Ancak bunu zamanla öğrenemeyen, birbirini iyice tanımadan evlenen, birbirlerine olan sevgilerini yeterince fedakarlıkla ispat edemeyen nice kimseler, evliliklerinin ilk yıllarında soluğu mahkeme kapılarında alıyor maalesef. Ve bu gibi durumlarda bundan en çok etkilenen çocuklar oluyor.  Ve böyle niceleri aileden kopunca kötü çevrelere düşüyor madde bağımlısı oluyor, hırsızlık, gasp, cinayet vs. derken bu masum çocuklarda soluğu cezaevlerinde alıyor maalesef. Ve neticede bu maalesefleri pişmanlık veya Eyvah ifadeleri düzeltemiyor ve son pişmanlıkta fayda vermiyor maalesef.
Evlilik öncesi eş seçiminde dindarlık ve ahlakı  tercih etmelidir.  Zira, güzellik belli bir zaman sonra soluveriyor.  Zenginlik bazen ansızın elden gidiveriyor. Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: -” Kadın dört şey için nikah edilir; Malı, soyu, güzelliği ve dini. Sen dindar olanı seç ki elin bereket bulsun. ( Buhari, nikah,15.) Bu dindarlık tercihi erkek içinde aynıdır. Ne güzel demiştir Ârif insanlar :
    Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter.
    Zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter.
Evlilik çok ciddi bir iş, aile yuvasıda çok ciddi bir müessesedir. Onu ancak sevgi, maneviyat ve çiftlerin birbirlerine olan fedakârlıkları ayakta tutabilir. İşte bu sevgiyi de göstermek, ifade etmek yerine göre ispat etmek  şarttır.
Zamanın birinde yeni evli bir çift varmış. Evliliklerinin daha ilk aylarında bu işin hiçte hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor da değillerdi. Ama şimdilerde ufak bir hadise evde hemen bir kavganın çıkmasına yetiyordu. Bir akşam oturdular ve şuna karar verdiler:” Bahçeye bir fidan dikelim, eğer bu fidan 3 ay içinde kurursa boşanalım dediler. Eğer kurumazda büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Ancak bu zaman süresince ayrı ayrı odalarda kalalım.” Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler. Aradan bir ay geçti, bir gece çiftler bahçede karşılaştılar. Her ikisinin de elinde su dolu bidon vardı. Sözle birbirlerini sevdiklerini ifade edemiyorlardı ama bu davranışlarıyla evliliklerini kurtarmaya canlandırmaya çalışıyorlardı.
Neticede evlilik huzurdur, mutluluktur. Sözün özü, bekarlık değil evlilik sultanlıktır, kıymetini bilene.
sadık kösterelioğlu (sadikkostereli1@hotmail.com)
beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz