Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 25 Temmuz 2021, Pazar

İslam Âlimleri ve Din Adamlarının Sessizliği

19 Ekim 2015
1.766 kez görüntülendi

İslam Âlimleri ve Din Adamlarının Sessizliği
Reklam

İslam âleminin çok sıkıntılı günler geçirdiğini, dünyanın bir çok beldesinde müslümanların muhtelif sorunlar yaşadığını müşahede ediyoruz. Irak, Suriye, Filistin başta olmak üzere İslam ülkelerinin bir çoğunda iç savaşlar, karışıklıklar, problemler var. Yapılan bu savaşlarda kan gövdeyi götürüyor, insanlar ölüyor, kadınlar dul, çocuklar yetim kalıyor. Toplumun her katmanı bu durumdan etkilenerek, kimse geleceğe güvenle bakamıyor.

 

Çünkü bir çok diyârda müslümanlar tam anlamıyla özgür değil. Bir yandan İsrail’in Filistinli müslümanlara revâ gördüğü insanlık dışı muamele ve zulüm, diğer yandan onu aratmayacak düzeyde bazı İslam ülkelerinin yönetici ve idarecilerinin uyguladığı baskıcı ve dikta rejimler mevcut.

 

Netice itibariyle müslümanlar Avrupa kapılarında gayri müslimlerden istiâne talebinde bulunuyorlar. Çileli hayatlarını, insanca yaşamak gayesiyle Avrupa ülkelerinde değiştirebileceklerine inanıyorlar. Bu uğurda canlarından olsalar dahi, iltica hakkını kazanabilmek için mücadele veriyorlar. Onların bu çırpınışlarını Türkiye dışında gören İslam ülkesi de yok. Oysa Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler ekonomik olarak çok güçlüler. Ancak mülteci kabul etmiyorlar. Milyonlarca mağdur din kardeşlerine kucak açmış Türkiye’ye de yeterince destek vermiyorlar.

 

Diğer taraftan aynı dine mensup olan, aynı kaynaktan beslenen müslüman topluluklar bir araya gelerek ittifak yapamıyorlar. Mekke’de hac ibadetini birlikte eda edebiliyor, câmide beraberce namaz kılabiliyor, yanyana yürüyebiliyor, ancak uzlaşamıyor, anlaşamıyorlar. Hatta birbirlerini boğazlayıp, katlediyorlar.

 

İslam Âlimleri gökteki yıldızlar gibidir..

 

Ülkemizde din bilginlerinin ve ulemâ kesiminin toplum içinde değeri ve kıymeti yüksektir. Gerçek anlamda ümmete yol haritası çizebilecek, aydınlığa çıkartabilecek, yanlışı ve doğruyu gösterebilecek reçete onlardadır. İhtilaflı durumlarda, kargaşa ve kaos ortamında hatta iç savaşlarda bile müslümanların alması gerekli olan tutumu ve rotasını İslam âlimleri belirleyebilecektir.

 

Dini hassasiyetleri yüksek olan insanımız, ilme ve âlimlere itibar ederek, el üstünde tutmaktadır. Bu bakımdan ülkemizde yetişmiş güzide ilim adamları ve ilim merkezleri bulunmaktadır. Batı da olduğu gibi yine, Güneydoğu Anadolu bölgesinde de Kur’an eğitimi ve dini tedrisat yapan, liyakatli, dirayetli, saygın insanlar yetiştiren kurumsal merkezler vardır. Esasında buralarda eğitim alarak yetişmiş olanlar, kitleleri yönlendirebilecek güce ve potansiyele sahiptirler.

 

Toplumun; şimdi ve gelecekteki nesillerinin, daha müreffeh ve mutlu bir şekilde hayatlarını sürdürebilmeleri için, milli ve manevi duygularını geliştirebilecek, dünya ve âhiret yaşamını şekillendirebilecek, rehber olabilecekler, İslam âlimleri ve din adamlarıdır. Fitne, aşırıcılık, mezhep ayrışmaları gibi hastalıkların tedavisinde, ümmetin bilinç düzeyinin artırılmasında, yurdumuzda yaşanan karışıklıkların bitirilmesi ve otoriteye karşı olan isyanın sonlandırılmasında önemli rol alabilecek zümre yine onlardır. İlmi ile âmil, sorumluluk duygusuna sahip olanlar, tüm İslam beldelerinde olması gerektiği gibi, memleketimizde de kardeşliği, birliği ve beraberliği perçinlemek için gayret sarfetmelidirler. Gökteki yıldızlar gibi olanlar, bizlere pusula olmalı, seslerini daha gür duyurmalıdırlar.

 

Emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i anil münker “İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek” tüm müslümanlar için olsa da, kardeşlik, itidal ve sağduyu çağrısı din adamlarından geldiğinde daha bir anlam kazanmaktadır. Ayrılarak azabı tatmak yerine, birleşerek Allah’ın rahmetini yaşamak gayemiz olmalıdır.

 

Selam ve muhabbetlerimle…

 

Güngör Gökdağ

beğen(4)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz