Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 03 Aralık 2021, Cuma

İnsanın Varlık Gıdası

26 Ağustos 2015
1.904 kez görüntülendi

Resim bulunamadı
Reklam

Bir sözünde Hz. Mevlana der ki: “İnsanın asli gıdası Tanrı nurudur; ona hayvan gıdası lȃyık değil!”

İnsanın insan olarak varlığını devamettirebilmesi ancak Tanrı nuru ile beslenmesi ile mümkündür. Bu demektir ki bir fidanın dallanıp budaklanması, çiceklenip meyveye durması, aldığı tabii gıda olan suya bağlı ise, insanın insanca kalabilmesi, yaratılış amacına uygun bir hayat sürdürebilmesi de ancak aldığı Tanrı gıdasına, Tanrı nuruna bağlıdır.

İnsana Tanrı gıdasını verecek olan yerler de bizim medeniyetimizin temel kurumları olan, vakıflar, dernekler ve sosyal müesseselerdir.

Ülkemizde ve dünyanın her bir köşesinde insanı insanlığından utandıran hadiselerin olması da ademoğlunun yanlış beslenmesinden, yada asli özelliği bozulmuş, vahiy kültüründen uzak gıdaların karıştırılmış olmasından kaynaklanır.

“Şekerden öküze, eşeğe ne fayda var? Her canın başka bir gıdası vardır” der Hz. Mevlana.

İnsanın ilk yaratılışında, Adem’in (as) diğer varlıklara üstün bir makama getirilmiş olması iki değerden dolayıydı. Birincisi ilim ve ilimin meyvesi olan takva yani Allah korkusu, ikincisi ise alçak gönüllü yani kibirden ve kendini üstün görme hastalığından beri olmasıydı.

Allah korkusu, yani Allah’a ve Allah’ın değerlerine olan saygısı onu bir anda diğer kullara üstün yapmış, melekleri bile kendisine secde ettirmişti. İlim insana bir çok menfaatin yanında makam, mevki ve servet kazandırabilir. Ama ilmin meyvesi olan “Allah korkusu” eğer kalbe yerleşmedi ise diğer elde edilen bütün faydaların hiçbir önemi yoktur Allah katında.

Ağacı değerli kılan meyvesidir, insanı değerli kılan da Allah korkusudur.

Bir de kendini diğer kullara üstün kılan bu “Allah korkusu”nun devamettirilmesini sağlayan değer de mütevazilikte kalabilmektir. Meleklere üstün bir makama getirilen, çamurdan yaratılmış bu “aşağılık” diğer değere sarılması ile bir anda üstün bir mevkide oturan “İblis”e üstün kılındı. Yukardakiler aşağı, aşağıdakiler yukarı doğru bir değişim gerçekleşti.

Bu iki değer de kendiliğinden oluşmaz ebet. Nasıl ki dalında albeni diye bekleyen, tadı ile kendinden geçiren bir elmanın vücuda gelişi emek isterse, insanın da bu iki değeri elde edebilmesi için emeğe, ve zamana ihtiyacı vardır.

Kendi başına bırakılıveren bir elma ağacı nasıl ki yabanileşirse, insan da yabanileşir, içten içe kemiren kurtlar musallat olur, yada bakımsızlıktan nemneşekil bir hale geliverir. Elma dalında olsa bile tadının acılığından ağzı burar, bir nefeste geri tükürtür kendini. İşte bakımsız insan da, Tanrı nuru ile nurlanmamış insan da aynıdır. Bu ağzı buran elma gibi, içi cürümüş meyve gibi kendisinden uzaklaştırır.

Dışı insan içi canavar oluvermiştir hakikatte.

Yaratılmış varlıklar iki değer ile var olmuşlardır dedik. Ulviyyet ve sufliyyet. Ulviyyeti Adem’i üstün kılan değerler; sufliyyeti de şeytanı merdud hale getiren kibir ve hayasızlıktır.

İlki melekleşenlerde, ikincisi ise hayvanileşip şeytanlaşanlarda tecessüm eder.

Hangi değer yüceltilirse insan o değere göre şekillenir. Dış görünüş olarak belki asli yaratılışları ile kalsalar bile ruh açısından değişime uğrarlar. İnsanı insan yapan, yada hayvanı hayvan yapan değerler içte gizlidir.

İçin aydınlanabilmesi, Tanrı nuru ile nurlanabilmesi de has gıdalarla olabilir, Tanrı gıdası ile. “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur” (Kur’an 13/28). İşin aslı Kur’an’a ve Sünnete yönelmekte. Bu iki aslı bize yaşanır kılan Sahabenin hayatını hayatımız bilmekle, kısaca onların yaşamını kendi yaşamımız bilmekle, asli değerlerimize dönmekle olabilir.

Asli değerlerimizi bize öğretecek müesseseler, dostluk ve kardeşliği yaşanır kılan sohbet halkaları, dernekler, vakıflar, bütün sosyal müesseselerdir. Sosyal müesseselerin yaşatılması insanın yaşatılması, insanın ihtiyaç duyduğu Tanrı nurunun, Tanrı gıdasının doğal bir öğreti ile insana aktarılması imkanını verir.

İnsanın ihtiyaç duyduğu Tanrı gıdasını doğal bir öğreti ile yaşanır kılan sosyal müesseselerimizin kıymetini bilip gelecek nesilllerimizi bu merkezlere yönlendirelim.

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz