Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 08 Mayıs 2021, Cumartesi

GÜNÜMÜZDE DAVET VE İRŞAD SORUMLULUĞUMUZ

5 Ocak 2017
1.093 kez görüntülendi

GÜNÜMÜZDE DAVET VE İRŞAD SORUMLULUĞUMUZ
Reklam

Kayseri İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven tarafından 30.12.2016 Cuma günü İnsan ve Medeniyet Haraketi Kayseri Şubesi’nde “Günümüzde Davet ve İrşad Sorumluluğumuz” konulu konferans verildi.

 

Konferansa İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven, Talas İlçe Müftüsü Esat Yapıcı, İnsan ve Medeniyet Haraketi Derneği Başkanı Yusuf Aldemir ve çok sayıda davetli katıldı.

 

Konferansta konuşan İl Müftüsü Güven, “İrşat kelime manası itibariyle Rüşt kelimesindendir. Bu ise kendi kendisi ile kaim olmak anlamına gelmektedir. İrşat ile iştigal edenler Allah’ın kendisine imanı sevdirdiği ve onu kalbine yerleştirdiği kimseler oldular. Raşit olan aynı zamanda mürşit olandır. Mürşit ise kavramsal anlamda olup her doğru yolu gösteren kimse demektir. Bu sebeple tebliğ, davette ve irşatta asıl olan birinci husus bizim davet ve tebliğ edeceğimiz şeyi kendimizin bilmesidir. Kendimiz bilmiyorsak başkalarına bir şey anlatamayız ve neye davet edeceğimizi bilemeyiz.

 

Burada hepimizin bir sorumluluk alanı var. Müslüman insan sahip olmuş olduğu dini duyarlılık ve değerlerini başkalarına ulaştırmaya çalışan; kendi sahip olduğu güzelliklere insanları davet eden kişidir.  Bu sebeple hepimiz davetçiyiz ve bu sorumluluğu yerine getirmekle mükellefiz. Bu mükellefiyetin sınırları birinci olarak, bulunmuş olduğumuz ortamda hangi konumda isek, o konumun görevinin yerine getirilmesi gerekiyor. Bu ister Aile reisliği konusunda olsun, ister akrabalık, komşuluk haklarında olsun çevremizdekilere bir şeyler anlatmak ve sahip olduğumuz değerlere insanları davet etmek durumundayız. Alimlerimize göre bu tebliğ ve irşat görevi, belli nitelikleri taşıyan insanlar tarafından gerçekleşmelidir. Tıpkı Allahu Teâlâ’nın insanlar arasından yol gösterici, hidayet rehberi, doğru yola çağıran Peygamberler seçtiği gibi, Peygamberlerin yolunu devam ettirecek tebliğ ve davetçiler de olmalıdır. Nitekim Al-i İmran Suresinde bu husus şu şekilde anlatılmaktadır. Al-i İmran 104 “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” Musab b. Umeyr’i Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine’ye gönderdiğinde Musab b. Umeyr sadece o anda ne biliyorsa onu anlatmıştır.

 

Öyleyse herkes bildiğiyle amel etmek ve bildiğine davet etmek durumundadır. Hatta tebliğ ve irşat sorumluluğumuzun bu manada önemli bir bölümü sözlü davet değil fiili davettir, uygulama, yaşam biçimidir. Hepimiz birey, aile ve toplum olarak kendimizi değerlendirmeli ve davet ettiğimiz İslam’ı ne kadar temsil ediyoruz sorusunu öncelikle kendimize sormalıyız.” dedi.

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz