Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 18 Ekim 2018, Perşembe

Fundamentalist , Humanist Yahudilik Ve İsrail Politikaları

2 Mayıs 2017
887 kez okundu

İsrail’de yönetimi ve derin İsrail devlet aygıtının politikalarını genellikle  fundamentalist hahamlar keza  aşırı  Siyonist, milliyetçi  sağ belirler.  Ancak politik ve dini  yelpaze sadece  bu gruplardan oluşmaz.

Şimdi İsrail ve Yahudilik üzerinde alışılmışın dışında  birkaç temel analizde bulunalım.

Ülkemizde ve İslam dünyasında genellikle yanlış anlaşılan konulardan birisi de tüm Yahudilerin  aynı inanca, aynı düşünceye, aynı mantaliteye sahip olduğu görüşüdür. Başka bir ifade ile tüm Yahudilerin Tanrının seçkin kavmi mitosuna dayanan, ırkçı, siyonist ve anti-humanist bir paradigmayı paylaştığı zannedilir.Ancak bu yargı  dünyadaki tüm dinsel inanç sahibi olanlarda olduğu gibi Museviler için de geçerli değildir.Yani Hıristiyanlık içerisin de bir Protestan, bir Katolik,bir  Nesturi yahut bir Üniteryen  nasıl farklı düşünüp Hıristiyanlığı farklı  yorumlayabiliyorsa,  Yahudi olan bir reformist, yada ABD de yeniden yapılanmacı (reconstractionizm)Yahudilerin lideri  olan Moredehay Kaplan  gibi Yahudiliği sadece bir kültür olarak algılayan, diğer taraftan Humanistik Yahudiler gibi Tevrat’ı ırkçı bir doküman Yehova’yı ırkçı bir tanrı  şeklinde yorumlayan çeşitli Yahudi ekolleri de vardı. Keza Natori Carta (şehrin muhafızları) gibi İsrail devletinin Yahudi kutsal kitabı Tanah’a aykırı olarak kurulduğunu,  Mesih(Maşiah) gelmeden,  İşaya’daki adalet, ahlak, sevgi ve barışı temel alan Mesih’in ve devlet kurmanın şartları oluşmadan  Siyonist bir yorumla devlet tesis etmenin  şeriata aykırı olduğunu söyleyen gruplar da  vardır.

Hatta  Ortodoks Yahudiler İsrail’in kuruluşunu kutlarken  bu adını andığımız gruplar İsrail devletinin kuruluşunu yaptıkları yürüyüş ve toplantılarla kınarlar. Elbette ki bu grupların İsrail’de   Ortodoksların kontrol ettiği devlet aygıtı üzerinde etkileri azdır. Ancak söylemek istediğimiz tüm Yahudilerin fundamentalist Hasidikler, (özellikle Habbad kolu)  Gush Emonim  Lubavitcher hareketi, Amerikalı  Haham Zwi Kok ekolü  ve ırkçı Siyonistler gibi olmadığıdır.

Bu ekoller Yahudiliği bugün İsrail’e hakim olan Hz.İsa öncesi ve sonraki dönemlerden itibaren Museviler içerisinde etkin olan Ferisi  mezhebini temel alan rabbinik katı, radikal,  literalist,ve seçkin kavim anlayışına dayanan,  tüm insanların Yahudiler için köle olarak yaratıldığı saçmalığına   inanmıyorlar.Yada, Nil den Fırat’a kadar olan toprakları  Tanrı Yehova’nın  İsrail halkına  vaad ettiği şeklindeki” arz’ı mev’ud”dogması  için, bölgedeki tüm Müslümanları katletmenin vacip olduğu  anlamındaki inancı paylaşmıyorlar.

Yani kelimenin tam anlamıyla tüm Yahudiler ırkçı ve Siyonist değildir.Örneğin bizzat Yahudi halkı tarafından “Beyrut  Kasabı” olarak adlandırılan Ariel Şaron insanlık dışı Sabra ve Şatilla  katliamını yaptığı zaman Telaviv üniversitesinden Benjamin Kohen adlı Profesör bu katliamı açıkça kınamıştır.Yine Kudüs İbrani Üniversitesi eski  rektörü Yudas Magnes Yahudiliğin ve dolayısı ile Tevrat’ın ırkçı ve siyonist düzlemde yorumlanmasının bizzat Yahudiliğin ve kadim İsrail peygamberlerinin mesajının özüne ters düştüğünü söylemiştir.Öte yandan Musevi düşünür İsrail Shahak, Noam Chomsky, Moredehay Vanunu vs. İsrail’in şiddete dayalı politikalarına karşı savaş açmıştır.

Diğer taraftan  itiraf etmeliyim ki,  Hasidik, Siyonist ve fundamntalist hahamların Talmud  merkezli  son derce ırkçı, katlimacı, kan dökücü, aşağılayıcı  ve ayrıştırıcı  yorumlarını bir tarafa bırakırsak  Yahudi kutsal Kitabı Tanah’a  ve ortalama  bir Yahudi’ye göre    Yahudi olmayanların  yani öteki  olanların statüsü  Nuh’un kanunlarına bağlıdır ve bu kanunlara uyanlar kurtuluşa erişebilir.  Bundan dolayı diğer milletlerin cennete gitmeleri için Nuh’un  getirdiği şeriat yeterlidir. Nuh’un kanunlarına uyan insanlara,   klasik Yahudilikte  İbranice .“yere yiho”  İng. “God fearers” yani Tanrıdan korkanlar denmiştir.

Talmud’un “Avodah zara”  bölümündeki     Nuh’un (as) kanunları  şunlardır: Putlara tapmamak yani Allah’ı bir bilmek, Tanrı’ya küfr etmemek, Kan dökmemek, Hırsızlık yapmamak, Gayri meşru cinsel ilişki/zina yapmamak, Canlı hayvanlardan koparılan et/leş yememek, Adaletli davranmak.

 

Peki öyleyse İsrail neden katliamlar yapıyor?Elbette  bunun bir çok nedeni var ve izah etmeye  çalışalım

Bilindiği gibi  İsrail devlet aygıtı büyük ölçüde Ferisi mezhebini temel alan katı, radikal, ırkçı ve Siyonist anlayışı savunan rabbinik ve Ortodoks geleneğin emrindeki siyaset anlayışına bağlı. Bu gelenek Yahudi kutsal kitaplarının tümü olan Tanah, Talmud, Mişna, Gemera ve Kabbala gibi öğretileri tamamen lafzi bir yoruma tabi tutup “arzı mevud” vaad edilmiş toprakları almak için en acımasız katliamlar dahil, her şeyin mübah olduğuna inanmaktadırlar. Zira onlara göre İsrail eski Dış İşleri Bakanı Moşe Dayanın dediği gibi” vaad edilmiş”topraklardan taviz vermek Yahudi dininden çıkmakla eş anlamlıdır. Gerçi bazı  Siyonistler T. Herzel ve Ben Gurion gibi tanrıya dahi inanmazlar ateist veya  agnostiktirler. Ancak yeri geldiği zaman Yahudi dinini kendi ideolojileri için kullanmaktan asla çekinmezler.

Yine  Yahudilerin en az iki bin yıldır devlet kuramayıp,1948 de ancak bu fırsatı ele geçirmiş olmaları ve yine diaspora döneminde çektikleri acılar işkenceler ve katliamlar( ki maalesef bu katliam ve işkencelerin  tümünü batılılar yapmıştır ve insanlık suçu olan anti-semitizm batı kökenlidir.  Müslümanların bu noktada hiçbir dahilleri yoktur.)Yahudileri ve özellikle İsrail yöneticilerini  hastalık derecesinde bir paranoyaya, patolojik bir piskoza kanalize ederek, devleti koruma refleksi ile her türlü kural dışı, savaş hukukunu hiçe sayan acımasz  bir saldırıya itmektedir.

.                  Diğer taraftan ABD de özellikle Yönetimde etkili olan “evangelist”radikal Hristiyan gurup ve mezheplerle, siyonistlerin kutsal topraklarla ilgili inançlarının  örtüşmesi.  ABD nin  ve ona yön veren çok uluslu şirketlerce, Otadoğuya hakim olmak, sömürmek ve bölgede  ABD nin varlığı için İsrail’in ileri bir karakol olarak ayakta kalmasının zaruretine inanılması,   Ortodoks İsrail yönetiminin  İslam  ve Arap dünyasının bir araya gelip İsrail’e mukavemet edecek güçten,  fikir birliğinden yoksun olduğunun bilincinde olması, ayrıca İsrail’in Siyonist yöneticilerinin   Sadece Filistinliler değil Ortadoğu da Türkiye ve İran dahil kendisinden güçlü hiçbir İslam Ülkesi İstememesi.vs vs. Zira  BREZİNSKİ nin de söylediği gibi İsrail’in güvenlik Stratejisi bölgedeki Müslüman Ülkelerin bölünüp parçalanması, yani güçsüz bırakılması konseptine oturmuştur. Bundan dolayı İsrail bölgedeki tüm etnik, bölgesel, mezhepsel, ekonomik ve siyasal çatışmaları maalesef desteklemektedir.

 

Dr. Lütfü Özşahin

beğen(0)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz