Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 03 Mart 2021, Çarşamba

FETÖ Terör Örgütü Tehlikesi

31 Temmuz 2016
1.340 kez görüntülendi

FETÖ Terör Örgütü Tehlikesi
Reklam

Fethullah Gülen Hareketi esasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuşatılarak, ihâta edilmesi, muhasara altına alınması olayıdır. Geç farkına varılan, devletin hemen her kurumuna sızan, hücre tipi yapılanmaya sahip devasa bir güçtür. Darbe girişiminin ardından yakalanarak tutuklananların verdikleri ifadelerle bu yapının ülkemizde uzun yıllar nasıl kök saldığını, FETÖ yapılanmasının nasıl bir örgüt olduğu daha iyi anlaşıldı.

Yargı’dan Emniyet Teşkilatı’na, Mİlli İstihbarat Teşkilatı’ndan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kadar, ayrıca yazılı ve görsel Medya, ticari alanlar, banka, dershane, yurt ve eğitim kurumlarıyla inanılmaz bir örgütsel ağ kurmuşlar.

Topluma ve dünyaya ise; eğitim işleriyle uğraşan, dini bir cemaat görüntüsü verilmeye çalışılıyor. Ancak durum hiçte böyle değildir. Mensupları; abilere itaati esas almış, sorgulamayı kerih ve sakıncalı gören, hizmetinin (ihanetinin) mükafatı olarak Cenneti alabileceğini düşünen bireylerden müteşekkil.

Bu insanlar Türkiye Cumhuriyeti’nide başka ülkelerden hiç farklı görmüyorlar. Onlar için vatan toprağının, dünyanın diğer ülkelerinden bir farkı yok. Çok uluslu şirketler gibi sadece çıkar ve kârlarını düşünüyorlar. Zaten amaca ulaştıran her yol da mübahtır anlayışı esas.

15 Temmuz’da yaşanan kanlı darbe gecesinde örgüt mensuplarının hiçbir kuralının olmadığını da gördük. Kendi halkını bombalayan, tanklarla vahşice ezen ve silahsız insanlara kurşun sıkarak tarayan bu güruhun devlet idaresini ele geçirdiği vakit neler yapabileceğini tahmin etmek zor değil? Pensilvanya’dan gelen talimatları Allah’ın emri gibi algılayan, teheccüd namazlarında şunlar ölsün, bunların evlerine ateşler düşsün diyerek beddualar eden marazi yapıdaki bu insanların gerçek yüzleri ortaya çıktı, maskeleri düştü. Bu yönleriyle; pes etmeyecekleri için biz yandık herkes yansın anlayışıyla hareket ederek, tehlikeli işlere yeniden teşebbüs edebilirler.

İslam dinini ehli sünnet çerçevesinde bir bütün olarak yaşamayı değilde, takiyye yaparak, gizlenerek, haramı helal kılarak, olmayacak fetvaları vererek kendilerine göre bir din anlayışı geliştirmişler. Allah’ın dinini anlatmak ve yaymak gibi bir gâyeleri olmadığı gibi, öğretmek gibi bir dertleride yok. Kuran tedrisi, hadis, siyer, tefsir, fıkıh gibi dersleri hiçbir zaman ne müntesiplerine, ne de halka vermediler. Ayrıca farklı kitapları okumayı bile kerih gördüler. Bunun yerine rüyalar, kıssalar ve yorumlara dayalı bir din anlayışı meydana getirdiler.

Memleketin en zeki çocuklarını daha ilkokul aşamasında tespit edip, ailelerini burs ve muhtelif vaatlerle ikna ederek yanlarına almışlar. Kapasiteli bu çocukların yeteneklilerini hukuk, siyasal, tıp gibi kritik branşlara, diğer bir kısmını ise eğitim faaliyetlerinde eleman devşirme maksadıyla kullanabilmek için atanamayacakları branşları tercih ettirmişler. Bu kesim eğitimciler ise yurtdışındaki okullarda çocuklara folklor, zeybek oynamasını öğreterek, şarkı, türkü ezberlettirmekle meşguller. Hülasa ülkemizin kalkınmasına, ilerlemesine yönelik en ufak bir katkıları yok.

Daha ziyade çalışma alanları ise; siyaseti tanzim etmek, hükümete yön vermeye çalışmak, yargıda yasalara ve hukuka göre değil, maslahata göre kararlar almak, onbinlerce insanı mahkeme kararı olmaksızın gayri meşru bir şekilde telefonlarını dinlemek, iskan ve otel odalarına kameralar yerleştirilerek insanların görüntülerini kaydetmek, kasetlerle, montajlarla iftiralar atarak, şantajlar yapmaktır. Kendilerine rakip veya engel olabilecekleri hiç acımadan karalayarak, yok etmektir. Kamu’ya memur alımlarında hile yapıp, sınav sorularını çalarak örgüt mensuplarına vermektedirler. Kıt imkanlarla okumaya çalışan, dershanelere giderek emek ve para harcayan gençlerle, örgüt mensupları arasında haksız rekabet meydana getirip, kul hakkınıda ihlal etmektedirler. Kısacası ihanetin adı hizmet, dinlemenin adı hikmet, rüşvetin adı ise himmet diyerek, omurgalı ve şerefli bir yaşamdan ziyade, hileli, hülleli, alangirli yollarla hedefe götüren her yol meşrudur anlayışıyla hareket etmektedirler.

Örgütün arka planında yine büyük oyun kurucu ABD var. ABD ve batı ise bu dünya üzerinde güçlü bir Türkiye ve başarılı bir müslüman toplum modelini görmeyi asla arzulamazlar. Artık savaşlarda cephelerde yapılmıyor. Binaunaleyh PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerini destekleyerek esasında Türkiye ile (savaşıyorlar) mücadele ediyorlar. Avrupa’ya kaçtığı tespit edilen örgüt mensubu âbilerin sayıları ne kadar olursa olsun, Almanya yakın zamanda hepsini mülteci olarak kabul edecektir. Bu zamana kadar Türkiye’nin düşmanları, Avrupalı müttefiklerde her zaman kendilerine yer bulabilmiştir.

Ancak aziz Milletimiz yıllar sonra yeniden büyük bir Milli Mücadele Ruhunun canlanmasını sağlamış, vatan ve bayrak bilincini tüm dünyaya göstermiştir. Farklılıkları zenginliğe, birlik ve beraberliğe tebdil eylemiştir. Hiçbir şekilde darbeye geçit vermemiş, her ne pahasına olursa olsun vatanına sahip çıkmıştır. Şüphesiz ki halkımız bilinçli ve kararlıdır. Oynanan oyunları, kurulan tezgahları görebilmektedir. Aşırılıkların, şiddetin, hukuksuzluğun tarafı neresi olursa olsun taviz vermemektedir. Güçlü devletimiz örgüt mensuplarını sızma yaptıkları devletin kurumlarından kararlılıkla birer birer temizlemektedir. Kısa zaman içerisinde FETÖ tehlikesi bertaraf edilerek, zaman içerisinde yok edilecektir. Ancak bu süre içinde Reis-i Cumhur’un “meydanları boş bırakmayın” talimatına da riâyet edilmelidir.

Şu unutulmamalıdır ki..

Bu topraklar bunlar gibi çok hain görmüş, ama bu necip milletimiz hepsini tarihe gömmüştür.

Güngör GÖKDAĞ

beğen(2)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz