Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 02 Mart 2021, Salı

EZHER GENÇLİĞİNE  REVA GÖRÜLEN ZULÜMLER

28 Şubat 2017
810 kez görüntülendi

EZHER GENÇLİĞİNE   REVA GÖRÜLEN ZULÜMLER
Reklam

 

 

El-Ezher Üniversitemizin kuruluşu çok eskilere dayanır.  975 yıllarından itibaren Mısır’ın başkenti Kahire’de İslami konular üzerine eğitim veren büyük bir üniversitedir. Dünyanın en eski üniversitelerinden biri olan El-Ezher Üniversitesi sırasıyla Fatımiler, Eyyubiler, Memluklular ve Osmanlılar döneminde de bu fonksiyonunu devam ettirmiştir. El-Ezher Üniversitesi, İslâm ve Arap ilimleri alanında dünyanın en önde gelen bir eğitim kurumu olma özelliğine de sahiptir.

İşte böylesine mukaddes bir geçmişe sahip bu mukaddes kurumun bir neferi olmak amacıyla Mısır’a giderek El-Ezher Üniversitesi Usuliddin Fakültesine kaydımı yaptırdım. Türkiye’de rahat kazanabileceğim fakülteler olduğu halde hem yabancı bir ülkede okumak hem de yabancı dil öğrenmek için bulunmaz bir fırsat olmuştu. İşte bu heyecanla Mısır’ın başkenti Kahire’de üniversite hayatıma start verdim. İlk sene gayet rahat sıkıntısız bir sürecin ardından ikinci senemde 5 takıntım sebebiyle sınıf tekrarı yapacaktım.

Fakat o yıl yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Birden bire Mısır’da eğitime artan ilgi sebebiyle olsa gerek bir anda öğrenim hayatımızın en büyük imtihanlarından birine maruz bırakılıyorduk. Mısır Ezher’de okuyan öğrencilerin tasfiyesi ve bezdirilmesi amacıyla Mısır Büyükelçiliğimize Eğitim Ataşesi olarak atanan Abdülhadi Güzel isimli bir zavallının günün birinde benimde başıma bela olacağını hiç düşünememiştim. Bu arada birinci sınıftan kalan 5 dersimi vermek amacıyla sıkı bir ders çalışma sürecine girmiştim.

O yıl benim başıma bu adam musallat olamadı. Ama o kadar çok arkadaşın başını ağrıtmaya başlamıştı ki günün birinde aynı sıkıntıya kendimin de düşeceği ihtimalini hep düşündüm. İçinde bulunduğum yılın içinde zayıf derslerimin hepsini temizleyerek bir üst sınıfa geçmeye hak kazandım. O dönemde ikinci sınıfta okuyan öğrencilerin bir üst sınıfa sıfır takıntı ile geçme şartı getirilmiş. Sırtımıza oldukça ağır bir sorumluluk yüklenmişti. Yaz tatilinin bitiminin akabinde eylül ayında düğünüm olacağı için hiç gerek olmadığı halde, okuldan bir sıkıntı olmadığı halde mecburiyetten elçiliğe giderek yılsonunda Mısır’a dönmek amacıyla izin almıştım.

Neyse lafı uzatmayayım. Düğünümün ardından birkaç ay sonra süreyi aşmadan okuluma devam etmek üzere Mısır’a gittim. İzin alırken benden döndükten sonra geldiğime dair bilgi vermemi istemişlerdi. Elçiliğe giderek yazdığım dilekçeyi takdim ederken görevli tarafından resmi öğrenciliğimin iptal edildiği bildirildi. O kadar tartışma ve bağrışmaya rağmen bildiklerini okudular. Beni hiç duymazdan geliyorlardı. Yeniden resmi öğrencilik işlemlerimi başlatmak amacıyla elime tutuşturdukları bir yığın evrakla zorlu bir sürece girdim.

Unutmadan ifade edeyim. Türkiye’de bu arada bizim evi arayıp babama, biraderime; “Serdar, Mısır’da okuyor falan sanmayın. Öğrenciliği iptal, orada geziyor, gününü gün ediyor.” demeyi de ihmal etmemişler.  Yine yememiş içmemişler hemen resmi bir yazıyı bağlı bulunduğum askerlik şubesine göndererek öğrencilikle ilişkimin kalmadığını bildirmişler. Bunu öğrenen şube komutanı da beni hemen askere aldırmak için gerekli işlemleri başlatmış.

İyi hatırlıyorum, çok sayıda arkadaşım sırf bu zulüm yüzünden çaresiz askere gitmek zorunda kalmışlardı. O kardeşlerimden biri de Kars’lı arkadaşım Erol Papakçı idi. Mecburen okulu dondurup gidip askerliğini yaptıktan sonra öğrenimini tamamlamıştı. Açıkçası ben pes etmeye hiç niyetli değildim. O yıl ki sıfır zayıfla geçme şartına rağmen hemen olanca iştahla derslerime sarıldım. Hem de Milli Eğitim Bakanlığı’na takdim edilmesi gereken evrakları toparlamaya devam ettim. Bu anlattığım süreç öyle birkaç haftalık falan değil neredeyse bir öğrenim dönemini içine alan uzun bir süreci kapsadığı için okulda ki ikinci sınıfı stres altında okudum. Allah’ın lütfuna bakın ki o yıl bir üst sınıfa takıntısız geçtim. Bunu rabbimin sabrımın karşısında ki bana bahşettiği bir lütuf olarak görüyorum. Her neyse yaz tatiline girdikten kısa bir süre sonra önüme koyacakları yeni bir engel bulamadıkları için mecburen resmi öğrenciliğim yeniden tanındığına dair resmi yazı posta adresime geldi. Hemen elçiliğe giderek başvurumu yaptıktan sonra yaz tatili için Türkiye’ye geldim.

O yıllarda üzerimize bu kadar gelmelerine bir anlam veremiyordum. Meğerse İslami konularda kendisini geliştirmiş, yeni fidanların filizlenmesi için hazırlanan bu kutlu orduya ciddi bir sabote girişimi planlanmıştı. Ne yaparsak yapalım. Amaçları belli idi. Bizi bıkkınlığa sevk ederek okuldan soğutma amacıyla böylesi bir çirkefliğe başvuran yöneticilerin hepsinden yüce yaradan huzurunda şikâyetçiyim. O yıllarda yaşanan bunca zulme rağmen cumhurbaşkanımızın her fırsatta dile getirdiği Sezai Karakoç’un şu kıtaları kulağımda yankılanır.

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

Aşk celladından ne çıkar mademki yar vardır

Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

SERDAR USMAN

15.02.2017

                                                                                                                                                                           KONYA 

 

beğen(1)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz