Reklam
Reklam
Ezher Haber Sitesi- 05 Aralık 2020, Cumartesi

Canım babacığım

26 Nisan 2020
538 kez görüntülendi

Canım babacığım
Reklam

Canım Babacığım, sana gönderemeyeceğimi bildiğim halde bu mektubu yazıyorum. Mekânın cennet olsun. İnşallah Peygamberimiz ( sas )’ e komşu olasın. Allah’ın rahmeti şefkati senin ve tüm ölmüşlerimizin üzerine olsun.

        Babacığım sana dünyada iken isteyip de söyleyemediğim ’’BABACIĞIM ’’ kelimesini, sen vefat ettikten sonra hep söyledim. Senden bahsederken babacığım diye hitap ediyorum her zaman. Keşke dünyada iken de babacığım deseydim. Babacığım kelimesinin yerine’’dad ‘’dedik. Niçin neden bu ismi taktılar bilemiyoruz. Herkes seni dad ismiyle çağırdığı için bende dad diye çağırdım hep. Demek ki o zamanlarda örf ve adet öyle imiş. Babası hayatta olanlara tavsiyem olsun içinizden geldiği gibi davranın babalarınıza. Sevginiz içinizde nasıl ise dışarıda da aynısını gösterin.

       Cenazene zor yetiştim. İçimden çok ağladım, hatta sürekli ağladım… Dilimde de hep aynı kelime.. Babacığım, babacığım…  seni çok seviyorum.. bir türlü sevgimizi gösteremedik ama her zaman çok seviyorum.. Babacığım, aslında bu mektubu babacığımla başlayıp babacığımla bitirmek isterim ama sen gittikten sonra o kadar çok şey döndü ki! hangi havadislerden bahsedeyim? hangi ajanları anlatayım sana… Nerelerden başlayayım bilemiyorum. Yazılacak, anlatılacak o kadar çok şey var ki! hep yazmak istedim fakat, boğazımda düğümleniyor yazacaklarım…

Babacığım 23 yıldan sonra bugünkü 23 Nisanda yani vefatının yıl dönümü münasebetiyle yazmak istedim. İnşallah boğazımda düğümlenmez. Düğümlense de dinlenerek yazacağım çünkü bir aydan beridir evdeyiz. Korona virüs belası Dünya’yı ve Türkiye’yi sardı çıkamıyoruz  evden. Bu musibetin ne olduğunu biz de bilemiyoruz. Bu musibetin nasıl bir musibet olduğunu ilerleyen satırlarımda izah edeceğim. Kısaca özetleyemeye başlayayım: işe giderken  her sana komşu olan tüm arabalara ve kabirdekilerine sabah-akşam selam veriyorum. Selamımı alıyorsundur umarım. Akşamları da selamla senden ayrılıyorum. O yönden vicdanen rahatım. Yokluğunu hissediyorum ama tek tesellim size sabah akşam selam verişimdir.

        Dünyada başa çıkamadığım yegâne acı baba kaybı olduğunu sen vefat edince öğrendim. Yirmi üç yıl geçmesine rağmen hâlâ senin ölümüne alışamadım. Baba demek, güç demektir… Sırtını dayadığın koca bir dağ… Önündeki koruyucu kalkandır… Herkesin sırtını dayadığı koca bir dağı varken, güçsüz ve yapayalnız kalmaktır babasızlık… Her aklıma geldiğinde suratıma yediğim koca bir şamardır babasızlık… Kimseye belli etmeyip güçlü olmaya çalışırken, içine akıttığın zehirdir babasızlık… İnanır mısın ?“baba” demeyi o kadar çok özledim ki… hiç bir şey yapmasak da birlikte camiye gidip gelmek bile güç verirdi.

Sabahları servise giderken senin çok sevdiğin arkadaşın Bayburtlu Hacı Mustafa’ya rasgeliyorum bazen. Selam veriyorum, elini öpüyorum, bazen de farkına varmadan hızlı geçiyorum. Babacığım halâ aynı mahalledeyim. Benden başka kimse kalmadı mahallede. Seninde tanıdıklarından kimse kalmadı. Ne kadardır buradayız bilemiyorum ama çok emeğin oldu mahalledeki herkese. Evde hep dua ederdin. Hele birde bakkal vardı değil mi babacığım?  Neler satılıyor izliyordun, dükkana giren çıkanların hepsine dua ederdin. Daha su yoktu evlerde. Su yoktu, doğalgaz yoktu. Hepsini sen yapardın. Merdivenin başına bidon suları koyardın da okuldan geldiğimizde bidonları taşıyıp taşımadığımıza takip ederdin. Çocukluluk ya bazen taşırdık bazen taşımazdık. Taşımadığımız zamanlar kızardın. Çok zor günler geçti ancak çok tatlı birlik beraberlik içindeydik. Sabah namazından sonra arkadaşlarını getirirdin, küçük evi yaptırırdın, seni de kırmazlardı. Yeter ki Çerkes Receb’in gönlü olsun derlerdi.

  Mahallede o evde ne güzel günlerimiz oldu. Onun yanında da çok acı günlerimiz oldu değil mi?  Her gecenin arkasında bir sabah vardır. Sabrettin, kimseye bildirmeden oradan ayrıldık.  Yeni bir yere göç ettik. Hayata sıfırdan başlamıştık. Sahi bunları sen biliyorsun neden anlatıyorum neden yazıyorum ki? Ben de bilmiyorum. Dedim ya işte nereden başlayayım anlatmaya bilemiyorum.

Evet, vefatınızdan sonra bir araya geldik, aramızda hiç yabancı yok. Ev halkı üzüntü içindeydi,  Derken telefon acı acı çaldı. annem fenalaştı hemen kalk dediler..sonra yazarım babacığım hemen kalkamam lazım ….

2 gün sonra …

Değerli babacığım babasız kaldım derken birde annesiz kaldık. Annem size doğru yola cıktı. Mektubumu bitirmiş olsaydım anneme verir gönderirdim. Mektubun başında gönderemeyeceğimi biliyorum diye yazmıştım. Ama herşeyi anlatacak annemi gönderdik. Allah rahmet eylesin her ikinize de. Babasız dayanamıyoruz derken şimdi annesiz nasıl dayanacağız? Bakar mısın baba nasıl bir kader ve nasip ki! 23 sene sonra aynı günde annem de aramızdan ayrıldı. Sanırım ikiniz de çocuk ruhlu temiz kalplisiniz ki 23 Nisan çocuk bayramında göç ettiniz. Allah peygamberimize komsu eylesin. Annemin çok kullandığı bir cümle vardı. Üç gün yatak, 4. gün toprak .. Allah istediği şekilde nasip etti. Hiç bir ağrı ve sancı olmadan biricik kızının kucağında veda etti .. Çok güzel bir ölüm nasip oldu.

Babacığım, öyle bir zamanda yaşıyoruz ki! kardeş kardeşi kucaklayamıyor, evlat babasını teselli edip sarılamıyor, sokağa çıkma yasağının olduğu bir dönemde, öyle rahat bir şekilde işlerimiz yürüdü ki anlatamam. Annemin tam istediği gibi.. yıkamasından gömülmesine kadar.. Camiinin kapalı olduğu ve sokağa çıkma yasağının olduğu bir günde camiye götürdük annemi. Sevenleri hepsi hazır bulundu sokağa çıkma yasağı olduğu halde.

Biz görevimizi yaptık. Biz annemizden razı idik, onu da bizden razı olarak gönderdik babacığım. Allah da sizden memnun olur inşaAllah .

    Mektubuma şimdilik son verirken, bu acı dindikten sonra mektubuma devam edeceğim… Sen, annem ve Osman abim peygamberimiz ( sas )e komşu olun inşaAllah . Rabbime emanet ediyorum üçünüzü de…

                            Oğlun Ekrem..

beğen(5)beğenme(0)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz